İçişleri Bakan Yardımcısı Turan AK Parti Isparta İl Başkanlığı ziyaretinde konuştu

Isparta Haber — İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, "AK Parti’yi AK Parti yapan 86 yıldan beri açılmayan Ayasofya’yı açma, garibana sahip çıkma iradesidir. Her türlü mazlumun yanında olma iddiasıdır." dedi.

İçişleri Bakan Yardımcısı Turan AK Parti Isparta İl Başkanlığı ziyaretinde konuştu
İçişleri Bakan Yardımcısı Turan AK Parti Isparta İl Başkanlığı ziyaretinde konuştu [Fotoğraf: Anadolu Ajansı]
Isparta Haberleri — İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, "AK Parti'yi AK Parti yapan 86 yıldan beri açılmayan Ayasofya'yı açma, garibana sahip çıkma iradesidir. Her türlü mazlumun yanında olma iddiasıdır." dedi.

Turan, AK Parti Isparta İl Başkanlığı ziyaretinde yaptığı konuşmada, son dönemde herkesin üzüldüğü, rahatsız olduğu, sıkıldığı konular olduğunu belirtti.

Siyasi hareketin sadece köprü vadetmediğini, toplum ahlakını öngördüğünü anlatan Turan, şunları söyledi:

"Üzgünüz, yorgunuz ama dahası kırgınız. Cumhurbaşkanımız Birleşmiş Milletlerden, Amerika'dan geldi. Çok büyük bir görsel, güzel konuşmalar, dünya ilişkileri, diplomatik ilişkiler muazzam bir siyasi rüzgar ama gel gör ki buraya geldiğinde maalesef hepimizi üzen, kahreden bir atmosferle karşılaştı. Bunun vicdanlara izahı olmadığı kanaatindeyim. Depremi, seli, darbeyi, birçok uluslararası operasyonu aşmış bir milletiz ama denizi aşıp derede boğulmayı hazmedemiyoruz."

Turan, son virajı vicdanının, yüreğinin kaldırmadığını dile getirerek, "Cumhurbaşkanımıza yük olan, onun yükünü arttıran anlayışın bize nasıl bedel ödettiğini hepimiz biliyoruz. Yemeyeceğin kadar parayı kazanmak için bu kadar hırsın izahı yok. Hadi kendine, liderine acımadın, 'İnsan kendi siyasi kariyerine, ailesine, evlatlarına da bunu yapmaz' diye düşünüyorum." ifadelerini kullandı.

Partinin imajına zarar veren bir anlayışı tartıştıklarını anlatan Turan, bu anlayışı temizlemek zorunda olduklarını kaydetti.

Turan, liderlerine güvendiklerini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tartışmasız dünyada az sayıdaki liderden birisi olduğunu, her türlü zorluğu, sıkıntıyı aşacak dirayeti olduğunu, bu konudaki tavrının ne olduğunu iyi bilen insanlarız. Birileri kendi arkadaşlarının yaptığı yanlışa, 'Yapsın ne var' derken birileri onların yargı nezdinde suçlu bulma sürecinde eylem yaparken, sahip çıkarken Cumhurbaşkanımız ilk andan itibaren ekibine talimat verip, 'Kimin yanlışı varsa gereğini yapın' demesi onun durduğu ahlaki noktayı gösteren çok güzel bir tavır.

Bugün de konuşmasında ifade etti. Yanlış yapan kimse, gereği yapılacak demesi, artık yavaş yavaş da gereğinin yapıldığını hissetmeye başlıyoruz. Aldığı parayı iade edenler, mahkemeye ifade için davet edilmeye başlananlar, mallarına el konanlar, tedbir kararı alınanlar, yurt dışı yasağı verilenler vesair vesair... Bunlar zamanla daha çok duyulmaya başlayacak, anlaşılmaya başlayacak. Ama yapanın yanına kar kalmayan bir süreci hep beraber yaşayacağız."

Yargının gereğini yaptığını ve yapacağını, kim yanlış yapmışsa bu konuda adım atacağını ifade eden Turan, şöyle konuştu:

"Garibanı, dua edeni üzmek hiçbirimizin haddi değil. Kolundaki saatle, giydiği ceketle, çantasıyla, ne bileyim yediği yemekle gündem olma yanlışından, hırsından, para hırsından, makam hırsından ortaya koyduğu tavırla bu millete yük olmaktan kurtulmak durumundayız. Ama öyle veya böyle sonucu gördük, olayı gördük. Bu saatten sonra tüm kurumumuzun, genel merkezimizin, partimizin çalışarak bir an önce adımları somut olarak atarak toplumu rahatlatacak, yapılan yanlışı tedavi edecek, yanlış yapanın yanına kar kalmayacak bir anlayışı da ortaya koyacağını düşünüyorum.

Bilirsiniz klasik örnek, polip tespit edilir. Eğer buna tedbir almazsanız bu polipler büyümeye, çoğalmaya başlar. Yine tedbir almazsanız o kansere döner. Yine almazsanız o uzuv kanserlenir. Yine tedbir almazsanız o vücut kanserlenir. Polipin olduğu yeri kesmek gerekir diye düşünüyorum. Yanlış yapanın yanına kar kalır anlayışı olmaması lazımdı diye düşünüyorum. Bugünkü işlerin sonuç olduğunu düşünüyorum."

Bülent Turan, sözlerine şöyle devam etti:

"Bırak 3 kuruş az kazan ama topluma bu bedeli ödetme, partimizin insanına bu bedeli ödetme. Kaymakamın arsa almaması gibi avukatın doğru davayı alması gibi eğer genel merkezdeysek, bakansak, vekilsek, bakan yardımcısıysak adımımıza, yaptığımıza dikkat etmek zorundayız. Çok seviyorsak parayı, bırak ilgili görevini bireysel olarak yap. Borsa mı oynuyorsun? Dava mı alıyorsun? Hangi mesleği yaparsan yap. Ama hem para kazanayım hem devlette olayım hem genel merkezde olayım olmaz. AK Parti'yi AK Parti yapan yol yapması değildir. AK Parti'yi AK Parti yapan 86 yıldan beri açılmayan Ayasofya'yı açma iradesidir. Garibana sahip çıkma iradesidir. Her türlü mazlumun yanında olma iddiasıdır.

Bizim kimsenin zenginliğinde gözümüz yok ama değerlerimizi yok ediyorsunuz. Kimsenin parasında, pulunda gözümüz yok ama kendi doğrularımızı hırpalıyorsunuz. Üzülmüyor muyuz? Rahatsız olmuyor muyuz? Olmadık mı hep beraber? O yüzden diyorum yanlış yapmayacağız, yapanlara da imkan vermeyeceğiz. Derler ya, 'Hırsızın hiç mi suçu yok'. Var, hırsıza hesap soralım. Ama bekçinin suçu yok mu? Kapıdaki bekçinin hiç mi görevi yok? Şimdi falanca kişi çalmış, çok para almış. Almış, kabul. Gereği yapılsın, kabul. Hırsıza gerekeni yapalım, kabul. Ama kapıdaki bekçinin, ilgili kurumun, bu sistemi takip etmek zorunda olanın kusuru yok mu? Neden bir kişiye boğulup kalıyoruz? Bu yanlışta katkısı olan, imkan veren kim varsa... Kulis bilgisi mi verdi, bildiği halde engellemedi mi? Hangi kurumun hangi üst düzey yöneticisi varsa gereğini yapmak görevimiz olması lazım. Ben liderime güveniyorum, ekibinin bu konuyu çözeceğine inanmak istiyorum."

"Bizi aldatan bizden değildir"

Toplumun, AK Parti'nin iyi niyetine ve iş yapmasına, yöneticilerinin de doğru insanlar olduğuna inanarak AK Parti'ye görev verdiğini anlatan Turan, 25 sene iktidar olmanın kolay bir iş olmadığını belirtti.

Bülent Turan, 25 yıla yakındır iktidarda olduklarını hatırlatarak, "Eğer yamuk yapsak, yanlış yapsak topluma rağmen olabilir miydik? Önümüzde bir imtihan var. Bu imtihanı toparlar sınavı geçebiliriz. Bu imtihanla ilgilenmez, yanlış yaparsak altında kalabiliriz. Bu imtihan bizim imtihanımız. Bunu beraber vermemiz durumundayız. Ben Cumhurbaşkanımıza güveniyorum." dedi.

"Bizi aldatan bizden değildir" prensibini benimsediklerini dile getiren Turan, şunları kaydetti:

"Bizi aldatan kimse, hangi yetkide, hangi görevde, hangi akrabalık bağında olursa olsun bizi aldatan bizden değildir. Cumhurbaşkanımız da bunu söyledi. Ümit ediyorum gecikmeden bunların adımını atmaya başlayacağız. Cumhurbaşkanımızın yeri geldiğinde nasıl 'One minute' dediğini, dünyaya meydan okuduğunu hepimiz bilen insanlarız. Çocukluğumdan beri yanındayım. Bir parça olsun yükünü almaya çalıştık. Adım gibi eminim, gereğini yapacak inşallah. Fakat şunu söylemek istiyorum, Cumhurbaşkanımızın neşteri keskindir. Başka bir şey. Ama arkadaş neştere konu olmadan adım atılmaz mı? Bizi yoran 1, 5, 10 kişi 'Ben neştere konu olmadan gereğini yapacağım' demez mi?

Cumhurbaşkanımızı yormadan da muhataplarının bu işin gereği olarak adım atması gerektiğini düşünüyorum. Gereğini yapsın diye de çağrıda bulunuyorum. Moralimizi bozmayacağız. Çok büyük sınavları aştık, bunu da aşarız. En büyük küfür umutsuzluktur derler. Umudumuz olmadan hayat da olmaz, iddiamız da olmaz. Bizi umudumuzdan tanırlar derler büyüklerimiz. O yüzden umuttan, ümitten, hayatımızı karartarak devam etmeyeceğiz. Çok daha öte işler yapmaya gayret edeceğiz."

  • Muhabir: AYŞE YILDIZ,MUHAMMED ENES YAPALIKAN
  • Yayınlayan: ŞENGÜL AZBAY