İçişleri Bakanı Çiftçi’den Brüksel’deki temaslarına ilişkin açıklama

Güncel Haber — MUHAMMED NURİ ERDOĞAN - İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Bir müttefikin toprağı, bir teröristin sığınağı olamaz." ifadesini kullandı.

İçişleri Bakanı Çiftçi’den Brüksel’deki temaslarına ilişkin açıklama
İçişleri Bakanı Çiftçi’den Brüksel’deki temaslarına ilişkin açıklama

Güncel Haberleri — MUHAMMED NURİ ERDOĞAN - İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Bir müttefikin toprağı, bir teröristin sığınağı olamaz." ifadesini kullandı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Türkiye-Belçika Dışişleri, Adalet ve İçişleri Bakanları 4. Toplantısı kapsamında bulunduğu Belçika'nın başkenti Brüksel'deki temaslarını AA muhabirine değerlendirdi.

Belçika ile köklü diplomatik ilişkilerin 188'inci yılında, iki ülkenin Dışişleri, Adalet ve İçişleri Bakanlarını bir araya getiren toplantının dördüncüsünü Brüksel'deki Egmont Sarayı'nda gerçekleştirdiklerini belirten Çiftçi, bu formattaki son toplantının 2016 yılında Ankara'da düzenlendiğini hatırlattı.

Çiftçi, aradan geçen 10 yılın ardından 7 bakanın yeniden bir araya gelmesinin, başlı başına anlamlı bir iradenin ifadesi olduğunu vurguladı.

Mustafa Çiftçi, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Adalet Bakanı Akın Gürlek ile birlikte, Belçikalı mevkidaşları Bernard Quintin, Annelies Verlinden, Maxime Prevot ve Anneleen Van Bossuyt ile Türkiye'nin güvenliğini ve vatandaşların huzurunu doğrudan ilgilendiren başlıkları masaya yatırdıklarını bildirdi.

Brüksel'de yaşayan, üreten ve bu ülkenin ekonomisine değer katan yaklaşık 300 bin Türk vatandaşının, iki ülke arasındaki en güçlü bağ olduğuna dikkati çeken Çiftçi, "Ancak gerçek dostluk, iyi günde yan yana durmak kadar, huzurumuzu hedef alan suç odaklarına karşı birlikte mücadele etmeyi de gerektirir." ifadesini kullandı.

Bakan Çiftçi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda Türkiye'nin, dış politikada hem masada hem sahada sözü dinlenen bir ülke konumuna geldiğini vurgulayarak, "Dışarıdaki bu kararlılık, içeride de güçlü bir cephe kurmayı zorunlu kıldı; 10 yıllarımızı heba eden terör prangalarından milletçe kurtulmanın eşiğine geldik. Terörsüz Türkiye hedefimize adım adım yaklaşıyoruz." ifadelerine yer verdi.

Çiftçi, "Huzurun kök saldığı bu zeminde ise yeni bir tehdit baş gösterdi; organize suç ve onun yeni nesil uzantıları. Yalnızca 2026 yılında Emniyet, Jandarma ve Sahil Güvenlik teşkilatlarımızın gerçekleştirdiği bin 741 operasyonda, 22'si uluslararası düzeyde olmak üzere toplam 625 organize suç çetesini çökerttik. Kaçakçılık ve Organize Suçla Mücadele, Narkotik ve Siber birimlerimiz bu mücadeleyi hem sokakta hem dijital dünyada kesintisiz sürdürmektedir. Her türlü oluşumun karşısında olmaya kararlılıkla devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Emniyetiyle, jandarmasıyla, sahil güvenliğiyle bu milletin huzurunu kimseye çiğnetmeyeceğinin altını çizen Çiftçi, bu devletin kolunun, bir vatandaşına uzanan tehdidi dünyanın öbür ucunda da yakalayacak kadar uzun olduğunu vurguladı.

"Devletimizin kapısına konmuş sayılır"

Çiftçi, yeni nesil suç örgütlerinin önemli bir bölümünün, faaliyetlerini yurt dışı bağlantıları üzerinden yürüttüğünü belirterek, şunları kaydetti:

"Belçika'nın da aralarında bulunduğu ülkelerde vatandaşlarımızı tehdit etmekte, iş yerlerine ve evlerine saldırmaktadırlar. Bunun en somut ve kabul edilemez örneği, Brüksel Hanımeli Pastanelerinin sahibi Sayın Oğuz Arkaya'dır. Kendisi Haziran 2026'da Daltonlar Çetesi tarafından önce tehdit edilmiş, ardından evine bombalı saldırı düzenlenmiştir. Bu cüretkar tehditlerin, Başkonsolosluğumuzda görevli bir diplomatımızın yakınlarına kadar uzanması, meselenin vahametini açıkça ortaya koymaktadır. Bir vatandaşımızın kapısına konan bomba, devletimizin kapısına konmuş sayılır. Şu anda bu suç ağlarının yöneticisi yahut mensubu olan ve bizim için özellikle önem taşıyan 5 şahsın Belçika'da bulunduğunu değerlendiriyoruz. Interpol birimlerimiz ve kolluk kanallarımız vasıtasıyla, Adalet Bakanlığımızla eş güdüm içinde, bu kişilerin ülkemize iadesini talep ediyoruz."

"2027-2028 Yılları Ortak Eylem Planı"

Bu kararlılığın en somut göstergesinin, bugün Emniyet Genel Müdürlüğü ile Belçika Federal Polisi arasında imzaladıkları "2027-2028 Yılları Ortak Eylem Planı" olduğunu ifade eden Çiftçi, "Bu plan ile terörizm, organize suçlar, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı, göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti başta olmak üzere sınır aşan suçlarla mücadelede işbirliğimizi güçlendireceğiz. Karşılıklı uzman toplantıları ve ortak eğitim faaliyetleriyle bilgi ve tecrübe paylaşımını artıracak, iki ülkenin güvenlik birimleri arasındaki mesleki temasları daha ileri taşıyacağız." açıklamasında bulundu.

Çiftçi, Ortak Eylem Planı'nın bir protokolün adı değil, iki devletin suça karşı verdiği ortak sözünün adı olduğunu aktararak, "Bugünkü görüşmelerde mevkidaşlarımın ortaya koyduğu irade de ümit vericidir. Değerli mevkidaşım Sayın Bernard Quintin'in ifade ettiği gibi, suç ağları giderek daha uluslararası bir nitelik kazanıyor; bu da polis teşkilatlarımız arasındaki koordinasyonu daha hızlı bilgi paylaşımı, uzmanlık alışverişi ve ortak eğitimlerle güçlendirmeyi zorunlu kılıyor. Adalet alanında ise Sayın Annelies Verlinden'in vurguladığı üzere, organize suç sınır tanımamaktadır." ifadelerini kullandı.

"44 ülkeden 714 firariyi ülkemize getirdik"

Suç ağı sınır tanımıyorsa, teşkilatlar arasındaki işbirliğinin de sınır tanımayacağına dikkati çeken Çiftçi, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü:

"Bugünkü mesajımızı daha geniş bir çerçeveye oturtmak isterim. Yurt dışına kaçarak devletin elinden kurtulacağını sananlara karşı yürüttüğümüz güvenlik diplomasisini, kamuoyumuz 'Sınır Ötesi Kapan' olarak biliyor. Bulgaristan'dan Gürcistan'a, Yunanistan'dan bugün Brüksel'e kadar attığımız her adım, bu kararlı duruşun bir halkasıdır. Yalnızca bu yıl, 44 ülkeden 714 firariyi, aralarında 170 organize suç örgütü elebaşı ve mensubu bulunacak şekilde, kolluk kuvvetlerimizin kararlı takibiyle ülkemize getirdik; halihazırda 969 kişi hakkında kırmızı bülten çıkarılmıştır. Suçlu bir sınır geçtiğini sanır; oysa aştığı her sınır, onun için yeni bir kapanın kapısıdır. Devletimiz uyumaz, hiçbir suçluyu unutmaz; vakti ve saati geldiğinde suçlunun tepesine biner."

Bakan Çiftçi, suç örgütleri için dünyanın hiçbir yerinin "güvenli liman" olmadığını vurgulayarak, suç işleyip sıkışınca sınırın ötesine kaçmanın bir kurtuluş değil, yalnızca yakalanmayı birkaç durak öteye ertelemek olduğunu belirtti.

"Terör bugün bir ülkenin derdi, yarın herkesin kabusudur"

Mücadelelerinin yalnızca organize suçla sınırlı olmadığına dikkati çeken Çiftçi, şunları kaydetti:

"Belçika'da PKK, DHKP-C, MLKP, TKP-ML ve FETÖ gibi terör örgütü mensuplarının varlık göstermesi, hatta bu ülkeyi bir üs gibi kullanması, müttefiklik ruhuyla bağdaşmamaktadır. Terör bugün bir ülkenin derdi, yarın herkesin kabusudur. Nitekim PKK, DHKP-C ve MLKP gibi örgütler, Belçika'da silahlı eylem gerçekleştirmeseler de finansman temini, militan kazanma ve propaganda faaliyetlerini sürdürmektedir. Bilhassa terör örgütü PKK'nın 'fesih söylemini' istismar etmesine müsaade edilmemesi, geçmişte yaşanan Ariadna kararı benzeri olumsuzlukların tekrarlanmaması bizim için büyük önem taşımaktadır. Terörün bittiğini ilan etmek başkadır, terör ağlarının tümüyle dağıldığından emin olmak başkadır."

"Bu yapı Belçika’yı adeta bir sığınak olarak kullanmakta"

Çiftçi, FETÖ'nün, 15 Temmuz 2016'da millete karşı hain bir darbe girişiminde bulunduğunu anımsatarak, "Bu yapı bugün Belçika'yı adeta bir sığınak olarak kullanmakta; FEDACTIO çatısı altındaki çeşitli dernek ve eğitim kuruluşları aracılığıyla faaliyetlerini sürdürmektedir. Bu okul ve sivil toplum kuruluşlarının yakından izlenmesi halinde dolandırıcılık, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve kara para aklama gibi birçok suçun gün yüzüne çıkacağına inanıyoruz. Bakanlığımızın Terör Arananlar Listesi'nde yer alan 33 FETÖ mensubunun Belçika'da bulunduğunu değerlendiriyor; bu kişilerin sahte bilgi ve belgelerle iltica sistemini istismar etmesinin önüne geçilmesini bekliyoruz. Bu mesele bugün mevkidaşıma iletilmiş, gerekli adımların atılması talep edilmiştir." değerlendirmesinde bulundu.

"Dini istismar eden terör örgütü DEAŞ'a karşı da sahada göğüs göğse mücadele eden tek NATO ülkesiyiz." ifadesini kullanan Çiftçi, "Yabancı Terörist Savaşçıların" kaynak ülkelerine geri gönderilmesinin, bu örgütün bölgede yeniden zemin kazanmaması bakımından büyük önem taşıdığına dikkati çekti. Çiftçi, bu konuda muhataplarına her türlü desteği vermeye de hazır olduklarını aktardı.

"Belçika’ya ilettiğimiz iade taleplerinden bugüne kadar hiçbiri kabul edilmemiştir"

Aşırı sol terörün Belçika'daki yüzünün de karşılarında olduğunu belirten Çiftçi, şu ifadeleri kullandı:

"DHKP-C iltisaklı Grup Yorum isimli yapılanmanın, 19 Aralık 2026'da Liege'de bir konser düzenleyeceği tespit edilmiştir. Hepimizin hatırladığı Fehriye Erdal dosyası ise devletin takibinin asla zaman aşımına uğramayacağının hatırlatıcısıdır. 2016'dan 2026'ya uzanan on yılda, terör suçları kapsamında Belçika'ya ilettiğimiz iade taleplerinden bugüne kadar hiçbiri kabul edilmemiştir. Ağırlıklı olarak terör örgütü PKK ve FETÖ mensuplarına ilişkin bu talepler, ya reddedilmekte ya da cevapsız bırakılmaktadır. Bu tablo, terör örgütü üyelerinin kendilerini Belçika'da güvende hissetmelerine yol açmaktadır. Terör mensuplarının mülteci statüsünü istismar etmesinin önüne geçilmesi, hem güvenliğimizin hem vicdanımızın ortak talebidir. Aradan zaman geçse de, devletin takibi asla durmaz."

"Göç ve vize başlıklarını da dostane bir çerçevede ele aldık"

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, mülteci statüsünün, zulümden kaçana açılmış bir kapı ve zulmedene tutulmuş bir kalkan olmadığına dikkati çekerek, "Göç ve vize başlıklarını da dostane bir çerçevede ele aldık. Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla göç hareketlerinden en çok etkilenen ülkelerden biridir; yaklaşık 2,2 milyonu Suriyeli olmak üzere 3,6 milyon yabancıya ev sahipliği yapıyoruz." ifadesini kullandı.

Sahil Güvenlik Komutanlığının denizlerde, kolluk birimlerinin karada aldığı tedbirlerle göçmen kaçakçılığı şebekelerini kaynağında çökerttiklerini, düzensiz göçü büyük ölçüde engellediklerini, artık sınırlardan rahatça girilip çıkılamayacağı algısının da yerleştiğini aktaran Çiftçi, "Vatandaşlarımızın karşılaştığı vize sorunlarının çözülmesi, düzensiz göçle ortak mücadele ve iade süreçlerinin hızlandırılması, iki ülkenin ortak menfaatinedir. Nitekim Belçikalı mevkidaşımız Sayın Anneleen Van Bossuyt'un, idaresinin Türkiye'nin göç yönetimi uygulamalarını yerinde görmesi yönündeki talebini memnuniyetle karşılıyoruz; bu, sahadaki işbirliğimizi daha da pekiştirecektir." açıklamasını yaptı.

"Bu güzel ülke, teröre değil dostluğa kapı aralamalıdır"

Çiftçi, kendileri için güvenliğin, suç işlendikten sonra değil, işlenmeden önce başladığını vurgulayarak, "Bu çerçevede, Sayın Maxime Prevot'nun bugün dile getirdiği 'Türkiye ile ilişki kurmadan Avrupa güvenliği ciddi biçimde ele alınamaz' sözünü, iki ülkenin ortak aklının bir ifadesi olarak değerli buluyorum." ifadesine yer verdi.

Türkiye'nin, uluslararası hukuka ve NATO müttefikliği ruhuna uygun olarak her türlü işbirliğine kararlılıkla devam edeceğinin altını çizen Çiftçi, şunları kaydetti:

"Aynı kararlılığı dost ve müttefik ülkelerden de bekliyoruz; çünkü gerçek müttefiklik, aynı masada oturmak kadar aynı tehdide karşı aynı safta durabilmektir. Temennimiz açık ve samimidir: Avrupa'nın kalbinde atan bu güzel ülke, teröre değil dostluğa kapı aralamalıdır. Bir müttefikin toprağı, bir teröristin sığınağı olamaz.

Uluslararası işbirliğimizi güçlendirerek ortak güvenlik hedeflerimiz doğrultusunda çalışmayı, vatandaşlarımızın huzur ve güvenliğini korumayı kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu düşüncelerle Belçikalı mevkidaşlarıma misafirperverlikleri için teşekkür ediyor, bugünkü temaslarımızın iki ülke ve iki dost millet için hayırlara vesile olmasını diliyorum."

  • Muhabir: MUHAMMED NURİ ERDOĞAN
  • Yayınlayan: ABİDİN MUTLU BOZDAĞ
  • Düzenleyen: SERDAR AÇIL