İstanbul Haberleri — İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütüne ilişkin 59'u tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın 63. duruşmasında, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş'ın savunması alındı.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Keleş, hakkındaki isnatların soyut ve çelişkili beyanlara dayandığını öne sürdü.Keleş, etkin pişmanlıktan faydalananların hakkında verdiği ifadeleri kabul etmediğini beyan etti.2024 yılında yapılan yerel seçimlerde belediye meclis üyeliğine yeniden aday olmadığını belirten Keleş, madencilik kariyerine ve ticaret hayatına yeniden ağırlık vermek istediğini anlattı.Keleş, savunmasına şöyle devam etti:Çünkü artık siyaset yapmak istemiyordum. Hiçbir siyasi görev de almadım. Murat Gülibrahimoğlu ile farklı siyasi görüşlere sahip olsak da arkadaşlığımız gelişti, aile dostluğumuz oldu. Bununla birlikte ticaret yapmaya da başladık. Siyasette bulunduğum sürece, siyasi görevle ticareti hassas bir şekilde ayırmaya gayret ettim. Çünkü hiçbir zaman siyaseti maddi bir menfaat için yapmadım. Yanlış anlaşılmalara mahal vermemek için de hep dikkatli davrandım. Bu nedenle de siyasi görevim varken, kendisiyle bir ticari ilişki kurmadım. Siyasi görevim bittikten sonra ve ben artık siyaset yapmamaya karar verdikten sonra ancak kendisiyle ticari ilişkiye girdim.İddianamede hakkında belediyenin iştirak şirketlerinden bazı şirketlere göstermelik olarak yan teklifler verildiği, ihaleye girecek firmaların ve ihalenin sonucunun en başından belli olduğu, bu şekilde elde edilen gelirin sisteme aktarıldığı, örgütün tıpkı bir ahtapotun kolları gibi İBB'ye bağlı iştirakleri yönettiği ve fayda sağladığı şeklinde iddialar olduğunu belirten Keleş, şu savunmayı yaptı:Hiçbir iştirakin genel müdürü, genel müdür yardımcısı veya yöneticisi 'Fatih Keleş'ten emir aldım, talimat aldım. Fatih Keleş'in talimatını yerine getirdim.' dememiştir. Aksine kimseden talimat almadıklarını, ilgili kurumların karar vericisi ve yöneticisi olduklarını söylemişlerdir. Ancak buna rağmen savcılık beni iştiraklerin yöneticilerinden hiyerarşik olarak üstün bir konumda gösterme gayretindedir. Bunu da reddediyorum.Keleş, savcılığın kendisini iştiraklerin üstünde konumlandıran kurgusunun, hem hukuki dayanaktan yoksun hem de söz konusu kurumların kurumsal kimliğine ve yöneticilerin mesleki itibarına yönelik ağır bir haksızlık olduğunu savundu.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Keleş, hakkındaki isnatların soyut ve çelişkili beyanlara dayandığını öne sürdü.Keleş, etkin pişmanlıktan faydalananların hakkında verdiği ifadeleri kabul etmediğini beyan etti.2024 yılında yapılan yerel seçimlerde belediye meclis üyeliğine yeniden aday olmadığını belirten Keleş, madencilik kariyerine ve ticaret hayatına yeniden ağırlık vermek istediğini anlattı.Keleş, savunmasına şöyle devam etti:Çünkü artık siyaset yapmak istemiyordum. Hiçbir siyasi görev de almadım. Murat Gülibrahimoğlu ile farklı siyasi görüşlere sahip olsak da arkadaşlığımız gelişti, aile dostluğumuz oldu. Bununla birlikte ticaret yapmaya da başladık. Siyasette bulunduğum sürece, siyasi görevle ticareti hassas bir şekilde ayırmaya gayret ettim. Çünkü hiçbir zaman siyaseti maddi bir menfaat için yapmadım. Yanlış anlaşılmalara mahal vermemek için de hep dikkatli davrandım. Bu nedenle de siyasi görevim varken, kendisiyle bir ticari ilişki kurmadım. Siyasi görevim bittikten sonra ve ben artık siyaset yapmamaya karar verdikten sonra ancak kendisiyle ticari ilişkiye girdim.İddianamede hakkında belediyenin iştirak şirketlerinden bazı şirketlere göstermelik olarak yan teklifler verildiği, ihaleye girecek firmaların ve ihalenin sonucunun en başından belli olduğu, bu şekilde elde edilen gelirin sisteme aktarıldığı, örgütün tıpkı bir ahtapotun kolları gibi İBB'ye bağlı iştirakleri yönettiği ve fayda sağladığı şeklinde iddialar olduğunu belirten Keleş, şu savunmayı yaptı:Hiçbir iştirakin genel müdürü, genel müdür yardımcısı veya yöneticisi 'Fatih Keleş'ten emir aldım, talimat aldım. Fatih Keleş'in talimatını yerine getirdim.' dememiştir. Aksine kimseden talimat almadıklarını, ilgili kurumların karar vericisi ve yöneticisi olduklarını söylemişlerdir. Ancak buna rağmen savcılık beni iştiraklerin yöneticilerinden hiyerarşik olarak üstün bir konumda gösterme gayretindedir. Bunu da reddediyorum.Keleş, savcılığın kendisini iştiraklerin üstünde konumlandıran kurgusunun, hem hukuki dayanaktan yoksun hem de söz konusu kurumların kurumsal kimliğine ve yöneticilerin mesleki itibarına yönelik ağır bir haksızlık olduğunu savundu.


