İmamoğlu / İBB davasının 93. duruşması sürüyor

Güncel Haber — "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 53’ü tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 93. duruşmasında tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam ediliyor.

İmamoğlu / İBB davasının 93. duruşması sürüyor
İmamoğlu / İBB davasının 93. duruşması sürüyor

Güncel Haberleri — "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 53'ü tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 93. duruşmasında tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam ediliyor.

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada, tutuksuz sanık iş insanı İsmail Sari savunma yaptı.

Sanık Sari, ağabeyi olan diğer tutuksuz sanık Ahmet Sari'nin, şirketlerini yıllar içerisinde ülkenin en büyük araç ve iş makinesi kiralama şirketlerinden biri haline getirdiğini belirterek, temsil işlerini ağabeyinin, operasyon süreçlerini kendisinin yönettiğini anlattı.

Sanıklardan Ali Sukas'ı Ağaç AŞ'nin genel müdürü olarak tanıdığını ve Sukas ile sadece ihale kazanıldıktan sonra operasyonel konularda konuştuğunu aktaran Sari, İSFALT işçi sayılarında değişiklik yapma yetkisini hem teknik şartnameden hem de mevzuattan aldığını, İSFALT'ın talep ettiği sayı ve kategoride işçi çalıştırdıklarını dile getirdi.

Ahmet Sari'nin diğer sanıklar Ertan Yıldız ve Fatih Keleş arasındaki görüşmede bulunmadığını belirten Sari, şunları anlattı:

"Savcılık abim ile ortak olduğumuzu, her işimizden haberdar olduğumuzu ve üstü kapalı onayımın olduğunu varsaymıştır. Gerçek savcılığın varsayımındaki gibi değildir. Ben operasyonu yönetiyorum. İhaleye girilip girilmeyeceğine ben karar vermem. İş kazanıldıktan sonra önüme gelir. Abimin her görüşmesinden haberim olmaz. Her işini bana anlatmaz ve benden onay almaz. Biz Anadolu insanıyız, geleneklerimiz belli. Ahmet Sari dediğimiz kişi benden 13 yaş büyük abim. Bu nedenle savcılığın ileri sürdüğü gibi onay alma ya da onay verme gibi bir durum söz konusu değil. Abimin ifadesinde ismi geçenlere para vermek zorunda kaldığını sonradan onun anlatmasıyla öğrendim. Soruşturmada da bunu ondan duyduğum şekilde anlattım. Para çekme işlemlerinin hiçbirini ben yapmadım, paraları ben götürmedim veya teslim etmedim. Abim bana olayı, ödeme alabilmek için para vermek zorunda kaldığı şeklinde anlattı. İhale kazanmak için para verildiği iddiası gerçekçi de değildir. Alanımızda ülkenin sayılı, muhtemelen ilk sıradaki şirketiyiz."

Bir diğer tutuksuz sanık özel şirket çalışanı Erkut Elitaş da önceki savunmalarını tekrar ettiğini söyledi.

Cumhuriyet savcısının sorusu üzerine Elitaş, Zafer Keleş'e 3 kere para verdiğini belirtti.

Savcının, "Teslimat nerede oldu? Nasıl oldu? Paraları kimden aldınız?" sorularına sanık Elitaş, "Teslimat, Florya Başkanlık Tesisleri'nde oldu. Gittim, elden verdim. Paraları Ali (Nuhoğlu) Bey'den aldım. Şirkette gittim, hazırdı para. Ne kadar para olduğunu bilmiyorum." cevabını verdi.

Sanık Özsoy, etkin pişmanlık kapsamındaki ifadesinin arkasında olduğunu söyledi

Tutuksuz sanıklardan iş insanı Hasan Özsoy, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak savcılık aşamasında bildiği, hatırladığı hususları açıkça anlattığını ve bu aşamada verdiği ifadenin de arkasında olduğunu söyledi.

Şirketinin gerçek ticari faaliyetlerde bulunduğunu belirten Özsoy, üzerine atılı suçlamaları reddetti.

Cumhuriyet savcısının, "Hasan Bey, Kültür AŞ'ye gidip Habibe İlknur Kaya isimli bir şahıstan bir flaş bellek almışsınız. O olay nasıl gerçekleşti?" sorusu üzerine Özsoy, şöyle devam etti:

"Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifademde, 2020 yılı içerisinde Habibe İlknur Kaya'dan kapalı bir zarf içerisinde bir flaş bellek aldığımı ve daha sonra bunu Eyüp Subaşı'na teslim ettiğimi belirtmiştim. Söz konusu olay 2020 Ekim-Aralık arası tarihlerinde, mesai bitiminde Topkapı'da bulunan Kültür AŞ yerleşkesinde gerçekleşmiş olma ihtimali yüksektir. Olayın benim etkin pişmanlık kapsamında verdiğim beyan ve Habibe İlknur Kaya'nın mahkemede beyanları arasında farklılığın ötesinde objektif delillerle değerlendirilmesini istiyorum. Ayrıca flaş belleği teslim ettiğimi belirttiğim Eyüp Subaşı'nın bu konuda farklı yöndeki beyanlarının da birlikte değerlendirilmesi ve flaş belleğin varlığını, içeriğini ve teslim sürecine ilişkin mevcut delillerin araştırılması gerektiği düşüncesindeyim."

Savcının, "Bu süreç nasıl gelişti?" sorusunu sanık Özsoy, "Eyüp Subaşı beni aradığında, 'Hadi Topkapı'ya git' dedi. Habibe İlknur Kaya ile görüşmemi söyledi, orada da emanet olan flaş belleği kapalı zarfın içerisinde getirmemi söyledi." şeklinde cevapladı.

Cumhuriyet savcısının, "Bir ihale sürecinden bahsetmişsiniz Eyüp Subaşı'nın. Eyüp Subaşı'nın bu süreci nasıl gerçekleşti? Seçimlerden sonra aldığı işlerden bahsetmişsin. İşte İBB'ye üst geçit, 2 adet aydınlatma işi şeklinde." sorusuna sanık Özsoy, "Seçim çalışmaları yapılmıştı. Seçim çalışmaları yapıldıktan sonra üst geçitte elektrik direklerinin ihalesini aldığını biliyorum." diye cevap verdi.

Savcının "Bir de bu fatura meselesi var, yüzde 10 komisyon. O nasıl gerçekleşti?" sorusuna sanık Özsoy, "Evet, doğru. Bir ticari işletmemiz vardı. 3 ile 6 ay arasında cari bakiyemiz olduğu için gerektiğinden fazla bir açık varsa örnek veriyorum, 1 milyon veya 500 bin lira gibi. Bunu fazladan kesmemi söylemişti. Ben de onun istinaden kesmiştim." dedi.

Savcının, "Daha sonra faturayı kestikten sonra çektiğin parayı elden mi verdin?" sorusu üzerine sanık "Tabii bazen kapama yaptığımız için hem şirket hesabıma parayı yatırdım, ondan daha sonra da çekip elden de teslim ettiğim olmuştur." ifadelerini kullandı.

Savcının "Eyüp Subaşı maddi sıkıntıya girdi, sonra medya şirketinden 150 milyon lira para alarak gayriresmi olarak ortak oldu. Bu olay nasıl oldu?" sorusuna sanık Özsoy, "Bunu da duydum, son dönemlerde Eyüp Subaşı'nın biraz ticari sorunları vardı. Acilen ortak arıyordu kendisine. Bu süreçte de ortak aradığında bir ihaleye de ortak oldu." şeklinde konuştu.

Savcının "Yine bu yan teklif meselesi var. İfadenizde Eyüp Subaşı'nın sorumlu olduğu firmasının genel müdürü Samet Baydar isimli bir şahıstan bahsetmişsiniz, telefonla aramış sizi. Bu süreç nasıldı?" sorusuna sanık Özsoy şu cevabı verdi:

"Bir kere beni aramıştı. 'Sana bir Excel tablosu göndereceğim' demişti. Onu çıktısını alıp kaşe, imza yapıp göndermemi istedi. Ben ilk etapta zaten bir şey demedim, neden falan sormadım. Sonra sorduğumda, 'bir ihaleydi, yan teklifti' dedi."

Duruşmaya ara verildi.

  • Muhabir: MELİKE GALLENKUŞ AYFAR
  • Yayınlayan: EMİNE KONUK
  • Düzenleyen: HANİFE SEVİNÇ