İstanbul Haberleri — ŞÜHEDA YAZAR - Fatma Mizan'ın yönetmenliğini üstlendiği doğum Hikayesi"> Aşk ile: Bir Doğum Hikayesi belgeseli, geleneksel ve modern ön yargıların aksine doğumlarında iyi deneyim yaşayan kadınların pozitif hikayeleri ile doğumu korku ve travma üzerinden tanımlayan yaygın anlatılara meydan okuyor.Yönetmen Fatma Mizan'ın Aşk ile: Bir Doğum Hikayesi belgeseli, doğuma karşı kalıplaşmış yargıyı değiştirmeyi hedefliyor. 5 kadının doğum deneyimlerine ve uzman görüşlerine yer verilen belgeselde doğumun giderek mekanikleşen ve standartlaşan yapısı sorgulanırken, kadınların doğum deneyiminin bu dönüşümden nasıl etkilendiği işleniyor.
Belgesel, bir yandan modern dünyada kadına biçilen rollere eleştirel bir bakış açısı sunarken, diğer yandan doğum sürecine en saf biçimde kadınlığın gözünden bakıyor.
Gördüğü ilgiden memnuniyet duyduğunu söyleyen Mizan, kendisinin de olumlu bir doğum deneyimi yaşadığını anlatarak, Bu farkındalığı daha fazla insana ulaştırmak amacıyla belgeseli çektik. Doğuma ilişkin yerleşik kabulleri yeniden düşünmeye, doğumun güvenli ve saygılı bir ortamda olumlu bir deneyime dönüşebileceğini göstermek istedik. diye konuştu.
- Doğum tamamen korkuyla ve olumsuzluklarla özdeşleşmiş
Mizan, medyada sıklıkla acı ve travma üzerinden anlatılan doğum hikayelerinin kadınların doğuma bakışını etkilediğini vurgulayarak, kadının bedenine güven duyulması, doğum sürecinde annenin kararlarına saygı gösterilmesi ve pozitif doğum yaklaşımının yaygınlaşmasının önemine dikkati çekti. Mizan, Hamilelik ve doğuma yönelik toplumsal bakış açısının değişmesi, kadınların bu süreci daha bilinçli ve güvenli bir şekilde deneyimlemelerine katkı sağlayacak. dedi.Birçok kadının doğumun korkunç ve zor bir görev olarak görülmesinden dolayı hamile kalmaktan korktuğunu belirten Mizan, Zaten kadın doğurmak istemiyor. Nasıl yetiştireceğim gibi kaygılar taşıyor. Bedeninde bir bebek büyütmek de korkunç geliyor. Doğurmak korkunç geliyor. Halbuki o kadar esnek bir şey ki kadın bedeni her şekilde normal hayatına dönebiliyor. diye konuştu.
Belgesel, bir yandan modern dünyada kadına biçilen rollere eleştirel bir bakış açısı sunarken, diğer yandan doğum sürecine en saf biçimde kadınlığın gözünden bakıyor.
İyi bir doğum deneyimi mümkün
Konuyla ilgili AA muhabirine açıklamalarda bulunan Mizan, ilk gösterimi Küme Vakfının Mümkün Sergisi'nde gerçekleşen belgeselin izleyicilerde büyük şaşkınlık uyandırdığını belirtti.Gördüğü ilgiden memnuniyet duyduğunu söyleyen Mizan, kendisinin de olumlu bir doğum deneyimi yaşadığını anlatarak, Bu farkındalığı daha fazla insana ulaştırmak amacıyla belgeseli çektik. Doğuma ilişkin yerleşik kabulleri yeniden düşünmeye, doğumun güvenli ve saygılı bir ortamda olumlu bir deneyime dönüşebileceğini göstermek istedik. diye konuştu.
- Doğum tamamen korkuyla ve olumsuzluklarla özdeşleşmiş
Mizan, medyada sıklıkla acı ve travma üzerinden anlatılan doğum hikayelerinin kadınların doğuma bakışını etkilediğini vurgulayarak, kadının bedenine güven duyulması, doğum sürecinde annenin kararlarına saygı gösterilmesi ve pozitif doğum yaklaşımının yaygınlaşmasının önemine dikkati çekti. Mizan, Hamilelik ve doğuma yönelik toplumsal bakış açısının değişmesi, kadınların bu süreci daha bilinçli ve güvenli bir şekilde deneyimlemelerine katkı sağlayacak. dedi.Birçok kadının doğumun korkunç ve zor bir görev olarak görülmesinden dolayı hamile kalmaktan korktuğunu belirten Mizan, Zaten kadın doğurmak istemiyor. Nasıl yetiştireceğim gibi kaygılar taşıyor. Bedeninde bir bebek büyütmek de korkunç geliyor. Doğurmak korkunç geliyor. Halbuki o kadar esnek bir şey ki kadın bedeni her şekilde normal hayatına dönebiliyor. diye konuştu.




