Meme kanserinde biyopsi korkusu ve kulaktan dolma bilgi tedaviyi geciktirebiliyor

Sağlık Haber — İLHAMİ ERKILIÇ - Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Müfide Nuran Akçay, meme kanserinde biyopsi korkusu ve kulaktan dolma bilgilerin tedaviyi geciktirebildiğini belirterek, bu tür yanlışlar nedeniyle erken evrede tedavi edilebilecek hastaların kanserin ilerleyen evresinde doktora başvurabildiğini söyledi.

Meme kanserinde biyopsi korkusu ve kulaktan dolma bilgi tedaviyi geciktirebiliyor
Meme kanserinde biyopsi korkusu ve kulaktan dolma bilgi tedaviyi geciktirebiliyor [Fotoğraf: Anadolu Ajansı]

Sağlık Haberleri — İLHAMİ ERKILIÇ - Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Müfide Nuran Akçay, meme kanserinde biyopsi korkusu ve kulaktan dolma bilgilerin tedaviyi geciktirebildiğini belirterek, bu tür yanlışlar nedeniyle erken evrede tedavi edilebilecek hastaların kanserin ilerleyen evresinde doktora başvurabildiğini söyledi.

Meme ve endokrin cerrahı da olan Akçay, AA muhabirine, meme kanserinin, memedeki bir kısım hücrelerin anormal ve kontrolsüz çoğalması sonucu gelişen önemli bir hastalık olduğunu anlattı.

Kadınlarda en sık meme kanserinin görüldüğüne işaret eden Akçay, "Kadınlarda görülen kanserlerin yüzde 25-29'unu meme kanseri oluşturmakta. Günümüzde 8 kadından birinde bu hastalık görülmekte. Erken teşhis ve uygun tedaviyle tamamen bu hastalıktan kurtulmak mümkün, bazı tümörler için bu kadar iyimser olamıyoruz." dedi.

Akçay, erkeklerde de nadiren meme kanserinin görülebildiğine dikkati çekti.

Genelde 40'lı yaşlarda daha sık görülmeye başlayan bu kanserin 17-18 yaş ile 80-90 yaş aralığında da bazen görülebildiğini dile getiren Akçay, "Dünya Sağlık Örgütünün 2024 verilerine göre dünyada 2,3 milyon kadına meme kanseri tanısı konuldu ve 673 bin kişi bu kanser nedeniyle yaşamını yitirdi. Bu oldukça yüksek oran. Türkiye'de 2024 yılı verilerine göre 27 bin kadına yeni meme kanseri tanısı konuldu. Kadın olmak bu konuda başlı başına risk faktörü." diye konuştu.

"Bazı hastalar doktora inanmak yerine komşusuna, eşe, dosta inanıyor"

Akçay, bu yılki sloganlarının "mamografiden ve biyopsiden korkma" olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Mamografi çekiminde alınan radyasyonu 3-4 ay içinde çevreden ya da 3-4 saatlik uçak yolculuğundan alıyoruz. Yılda bir yapılan mamografinin zararı yok. Cihazlarımız çok güzel, fazla ağrı yapmıyor. Kadınlar biyopsiden korkuyor. İğnenin girdiği dokunun iyi olsa bile daha sonra kansere dönüşeceğini veya kanseri yayacağı gibi korkuları oluyor. Bu işlemin kanseri yaydığına ilişkin bir kanıt bulunmuyor. İğne biyopsisinin hiçbir zararı yoktur. Biyopsiden çekinmesinler, bazı hastalar doktora inanmak yerine komşusuna, eşe, dosta inanıyor. Onlar, 'Şu ilacı kullandım, aktardan şunu aldım, internetten şunu gördüm.' diye tavsiye veriyor. Bu hastalık böyle tedavi edilmez. Bu şekilde gelen sayısız hastamız var ve geç kalmış oluyor."

Akçay, meme kanserinin 4 evresi olduğunu belirterek, şu bilgileri verdi:

"Evre 1'de tümör 2 santimden küçüktür ve vücuda yayılmamıştır. Çok erkenden basit bir ameliyatla işini halledeceğimiz hasta bu şekilde tedavilerle gecikmiş olarak evre 4'te geliyor, yani kanser her tarafına yayılmış oluyor. Meme kanseri erken evrede yani evre 1'de tespit edilirse kurtulma şansı çok yüksek, yani yüzde 95'in üzerinde bu hastalıktan tamamen kurtulma şansı var."

"Hareketsizlik, şişmanlık, kadının erken adet görmesi, geç menopoz risk faktörleri"

Akçay, iyi huylu meme hastalığı bulunanların, daha önce bir memesinde kanser teşhis edilenlerin ve genetik risk taşıyanların ömür boyu tarama yaptırması gerektiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Bir kadın hiç doğum yapmamışsa veya ilk doğumunu 30 yaş üzerinde yaparsa risk altında. Uzun süreli hormon ilacı kullanmak önemli. Doğum kontrol hapı hiç kullanılmasın istiyoruz. Özellikle ailesinde meme kanseri olan varsa, memesinde yüksek riskli lezyon varsa bu ilaçlardan uzak dursun. Yine bu hastalıkta sigara ve alkolün rolleri var. Hareketsizlik ve şişmanlık, kadının erken adet görmesi, geç menopoza girmesi önemli risk faktörlerindendir."

Kansere karşı Akdeniz tipi beslenme ve günlük 1 saat tempolu yürüyüş tavsiyesinde bulunan Akçay, 20 yaşından itibaren adet döneminden sonraki günlerde meme muayenesi yapmalarını, olası kitle veya renk değişikliği fark edilmesi ya da meme başından akıntı gelmesi durumunda doktora başvurulmasını önerdi.

Prof. Dr. Akçay, kadınlara 40 yaşından sonra yılda bir mamografi önerisinde bulunarak, "Erken teşhis olursa meme koruyucu cerrahi dediğimiz memeyi almadan, sadece kitle alınır ve kadın kendini daha iyi hisseder. Meme ve rahim önemli organdır, kadın kaç yaşında olursa olsun memenin ve rahmin alınması kadını ruhen çökertir, kendini yarım olarak görebilir. Sadece kitlenin alınması psikolojik olarak kadının kendini daha iyi hissetmesini sağlar." dedi.

  • Muhabir: İLHAMİ ERKILIÇ
  • Yayınlayan: ONUR ORHAN
  • Düzenleyen: İSMAİL HAKKI DEMİR