Milli Eğitim Bakanı Selçuk, canlı yayında soruları yanıtladı: (3)

"Kişiselleştirilmiş eğitime doğru bir yolculuğumuz var. Bunu da yavaş yavaş başlatıyoruz. Büyük bir dijital platform kuruyoruz. Seç, beğen, izle sisteminde. Veliler için, yetişkinler için, kırsal alandakiler, şehirdekiler için hangi alanda, hangi eğitimi isterseniz ücretsiz ve her gün devam eden, sertifikalı eğitimlerin olduğu bir platform" "Finlandiya ile ilgili çok konuşuluyor. Bizim okullarımızda 750 bine yakın Suriyeli öğrencimiz var. Finlandiya'nın tüm öğrencileri 750 binin altında. Her ülke parmak izi gibidir. Buranın eğitim sistemi, buranın toprağından çıkar, ithal olmaz. Bundan dolayı da biz eğitim teorimizi insan yetiştirme yaklaşımımızı kendi kültür nosyonumuz içinde üretmek zorundayız" "Ben bütün sistemin sadece kağıt kalem sistemi olmasını istemiyorum. Ben çocukların ellerini kullanmasını istiyorum. Çocukların seramikle, toprakla, robotla, sporla uğraşması gerekiyor. Bunu için atölye gerekiyor. Tasarım beceri atölyeleri ile okullarımızda 10 bin civarında atölye kurduk"

21 Nisan 2021 - 01:00
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, "Kişiselleştirilmiş eğitime doğru bir yolculuğumuz var. Bunu da yavaş yavaş başlatıyoruz. Büyük bir dijital platform kuruyoruz. Seç, beğen, izle sisteminde. Veliler için, yetişkinler için, kırsal alandakiler, şehirdekiler için, hangi alanda, hangi eğitimi isterseniz ücretsiz ve her gün devam eden, sertifikalı eğitimlerin olduğu bir platform." dedi.

TV100'de Okan Bayülgen'in sunduğu Nokta adlı programda eğitim gündemine ilişkin soruları yanıtlayan Bakan Selçuk, Milli Eğitim Bakanı olmadan önce 3 sene Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı yaptığını hatırlatarak, makro sistemleri inceleme fırsatı bulduğunu böylece dünyadaki eğitim sisteminin ekonomi ile ilişkisini, bunun da demokrasiye yansımasını analiz ettiğini kaydetti.

İlgisini çeken herhangi bir ülkenin eğitim sistemi olup olmadığı sorulan Selçuk, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"100'den fazla ülkeden daha fazla öğrencimiz var. Bunların hepsini hem teorik olarak inceledim hem de sistematik uygulamalar yapma imkanım oldu. Temel soruyu şöyle kuruyorum, 'Dünyanın gittiği yere gitmek istiyor muyuz?' Şu anda bakıyorum, eğitim dünyada neden yapılıyor? Küresel sermayenin iş gücü ve istihdam potansiyeline hazır elemanlar yetiştirmekle ilgili bir düzeneğe sahip. Biz eğitimi insanlaşma ve kemale erme süreci olarak temelde görüyoruz ve insanın çift kanatlı olmasını önemsiyoruz. Yani bir taraftan akademik konular, teknik hususlar ama diğer taraftan da sosyal, duygusal beceriler, milli değerler, evrensel değerler, sanatla ilişki. Eğer bunlar olmazsa tek kanat olacak. Peki dünya buraya doğru mu gidiyor? Bence oraya doğru gitmiyor. Finlandiya ile ilgili çok konuşuluyor. Bizim okullarımızda 750 bine yakın Suriyeli öğrencimiz var. Finlandiya'nın tüm öğrencileri 750 binin altında. Her ülke parmak izi gibidir. Buranın eğitim sistemi, buranın toprağından çıkar, ithal olmaz. Bundan dolayı da biz eğitim teorimizi insan yetiştirme yaklaşımımızı kendi kültür nosyonumuz içinde üretmek zorundayız."

- "Türkiye'de okullar arası imkan ve öğrenme farkı yüksek"

Türkiye'nin okullar arasındaki imkan ve öğrenme farkının yüksek olduğunu dile getiren Selçuk, bunun azaltılması gerektiğinin altını çizdi.

Selçuk, eğitimde evrensel dille ilgili bazı kodları dikkate alarak sınavdaki soruların sistematiğini değiştirdiklerini belirterek, ezbere dayalı değil, muhakeme yeteneğine ve yorumlamaya dayalı soruları ön plana çıkardıklarını kaydetti.

"Kurslarımızla köylerdeyiz" projesi hakkında bilgi veren Selçuk, "Eğitim aslında yaşam boyu sürer. Halk Eğitim Merkezlerimiz var. Şehirlerde insanlar bu merkezlere gelip herhangi bir konuda eğitim alabilir. Ancak köylerde insanlarımız var, onların her gün şehre gidip kurs almaları zor. Muhtarlara ilk kez mektup yazıyorum, 'Biz sizin köye gelelim, öğretmenlerimizi getirelim, kursumuzu ayağınıza getirelim, seracılık öğretelim size. Sertifika verelim size. Bu sertifikayla iş yapabilirsiniz, kamu kurumlarına başvurabilirsiniz' dedik. 380 civarında alanda hangi köy bizden kurs isterse biz o köyün atmosferine de bakıp orada neye ihtiyaç varsa öncelikli alanlar ortaya koyuyoruz. Halkımızın bu anlamdaki eğitimine katkı sağlayıp üretime girmelerini sağlıyoruz." diye konuştu.

Halk Eğitim Merkezlerine pandemi döneminde de fazla talep olduğunu vurgulayan Selçuk, bazı okulların hafta sonları Halk Eğitim Merkezi olarak hizmet verdiğini söyledi.

- "Asgari 100 bin atölyeye ihtiyacımız var"

Tasarım-beceri atölyelerinin içeriğinden söz eden Selçuk, konuşmasına şöyle devam etti:

"Ben bütün sistemin sadece kağıt kalem sistemi olmasını istemiyorum. Ben çocukların ellerini kullanmasını istiyorum. Çocukların seramikle, toprakla, robotla, sporla uğraşması gerekiyor. Bunu için atölye gerekiyor. Tasarım-beceri atölyeleri ile okullarımızda 10 bin civarında atölye kurduk. Asgari 100 bin atölyeye ihtiyacımız var. Bu atölyelerde öğrenciler deneyim sahibi olacak ve 12'nci sınıfa geldiğinde 'Acaba hangi bölümü seçsem ki' demeyecek çünkü neye yatkın olduğunu görecek."

Masal anlatıcılığıyla ilgili 220 bin öğretmene Masal Öğretmenliği Sertifikası verildiğini söyleyen Selçuk, masal evleri açtıklarını kaydetti.

Bakan Selçuk, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Salgından dolayı bazı şeyleri yapma fırsatımız arttı. Mesela salgından önce bazı derslerin uzaktan yapılması söz konusuydu. Ancak, 'Nasıl yapılacak, ders uzaktan mı yapılır' şeklinde yorumlar vardı. Ancak, önemli olan şu, yüz yüze eğitimi tabii ki yapacağız ama böyle bir imkanımız varsa, EBA gibi, internet imkanımız gibi neden çocuk bireysel olarak eğitim almasın? Herkes aynı şeyi niye yapmak zorunda? Kişiselleştirilmiş eğitime doğru bir yolculuğumuz var. Bunu da yavaş yavaş başlatıyoruz. Büyük bir dijital platform kuruyoruz. Seç, beğen, izle sisteminde. Veliler için, yetişkinler için, kırsal alandakiler, şehirdekiler için, hangi alanda, hangi eğitimi isterseniz ücretsiz ve her gün devam eden, sertifikalı eğitimlerin olduğu bir platform. Bu çerçevede de önümüzdeki sürecin buraya aktığını göreceğiz."

(Bitti)