İstanbul Haberleri — Medicana Sağlık Grubu endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü'nden Prof. Dr. İdris Kuzu, hormonların vücuttaki pek çok hayati süreci düzenlediğini ancak modern yaşam alışkanlıklarının bu dengeyi olumsuz etkileyebildiğini belirtti.Gruptan yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Kuzu, hormonların kan yoluyla diğer organlara ulaşarak işleyişi düzenleyen kimyasal mesajlar olduğunu ve bu mesajların doğru iletilememesinin büyüme, metabolizma ve ruh hali üzerinde olumsuz etkiler doğurabileceğini kaydetti.
Sistemdeki küçük bir aksamanın tüm dengeyi etkileyebildiğini aktaran Kuzu, Beynin tabanında yer alan hipofiz bezi, adeta 'ana kontrol merkezi' gibi çalışarak diğer bezleri yönetir. Boynumuzdaki tiroit bezi metabolizmayı düzenlerken, pankreas kan şekeri dengesini sağlar. Böbreküstü bezleri stres yanıtını organize eder, yumurtalıklar ve testisler ise üreme hormonlarını üretir. bilgisini paylaştı.Kuzu, günlük hayatta hissedilen birçok duygu ve fiziksel durumun arkasında hormonlar olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:Stresli bir an yaşandığında böbreküstü bezlerinden salgılanan kortizol devreye girer. Bu hormon kısa vadede insan vücudunu hayatta tutan bir alarm sistemi gibi çalışırken, uzun süre yüksek kalması durumunda kaygı, uyku problemleri ve kilo artışı gibi sonuçlara yol açabilir. Serotonin ise genellikle 'mutluluk hormonu' olarak bilinir, aslında bir nörotransmitterdir ama ruh hali üzerinde güçlü etkisi vardır. Düşük seviyeleri depresyon ve anksiyete ile ilişkilendirilir. İnsülin hormonu ise pankreastan salgılanır ve kan şekerini düzenler. Dengesizliği diyabet gibi ciddi hastalıklara zemin hazırlar. Uyku düzeni bile hormonların kontrolü altındadır. Gece karanlık çöktüğünde melatonin salgılanır ve vücuda 'artık dinlenme zamanı' sinyali verir. Ancak geç saatlere kadar ekran ışığına maruz kalmak bu doğal ritmi bozabilir. Aynı şekilde açlık ve tokluk hissimiz de ghrelin ve leptin hormonlarının hassas dengesiyle yönetilir. Ghrelin açlık hissini artırırken, leptin doyduğumuzu beyne bildirir. Düzensiz beslenme ve uykusuzluk bu dengeyi altüst edebilir ve kişinin sürekli aç hissetmesine neden olabilir.- Hormonların eksik ya da fazla salgılanması ruh hali dalgalanmalarına sebep olabilirKuzu, hormonların yalnızca fiziksel süreçleri değil, sosyal ve duygusal yaşamı da etkilediğini belirterek, Östrojen ve testosteron gibi hormonlar cinsel istek, çekim ve hatta ilişkilerdeki davranış kalıpları üzerinde rol oynar. Özellikle kadınlarda menopoz dönemiyle birlikte östrojen seviyelerinin düşmesi, sıcak basmaları, ruh hali değişimleri ve uyku problemleri gibi belirtilerle kendini gösterir. Bu süreç aslında doğal bir geçiş olsa da hormonal değişimlerin ne kadar güçlü etkiler yaratabildiğinin somut bir örneğidir. değerlendirmelerini yaptı.Hormonların eksik ya da fazla salgılanmasının kilo değişimleri, kronik yorgunluk, saç dökülmesi, cilt problemleri, adet düzensizlikleri ve ruh hali dalgalanmaları gibi bazı olumsuz sonuçlara neden olabileceğini ifade etti.Kuzu, çoğu zaman bu belirtilerin tek tek değerlendirildiğini ancak altında yatan ana nedenin hormonal olabileceğini kaydederek, Modern yaşam tarzı bu hassas sistemi zorlayan en önemli faktörlerden biridir. Sürekli stres altında olmak, düzensiz uyumak, işlenmiş gıdalarla beslenmek ve fiziksel aktivitenin azalması hormonların doğal ritmini bozar. Ayrıca ekran maruziyeti, şehir yaşamının getirdiği ışık kirliliği ve hatta bazı kimyasallar bile hormon dengesi üzerinde etkili olabilir. Bu yüzden günümüzde hormon dengesizliği şikayetleri giderek daha sık görülmektedir. ifadelerini kullandı.Hormonal dengeyi düzenlemenin yaşam tarzı değişiklikleriyle mümkün olduğunun altını çizen Kuzu, şu değerlendirmelerde bulundu:Düzenli ve kaliteli uyku, dengeli beslenme, yeterli fiziksel aktivite ve stres yönetimi hormon sağlığının temel taşlarıdır. Özellikle doğal gün ışığı almak, akşam saatlerinde ekran kullanımını azaltmak ve rafine şeker tüketimini sınırlamak küçük ama etkili adımlar arasında yer alır. Elbette bazı durumlarda tıbbi destek gerekebilir, bu noktada bir endokrinoloji uzmanına başvurmak en doğru yaklaşım olur.
Sistemdeki küçük bir aksamanın tüm dengeyi etkileyebildiğini aktaran Kuzu, Beynin tabanında yer alan hipofiz bezi, adeta 'ana kontrol merkezi' gibi çalışarak diğer bezleri yönetir. Boynumuzdaki tiroit bezi metabolizmayı düzenlerken, pankreas kan şekeri dengesini sağlar. Böbreküstü bezleri stres yanıtını organize eder, yumurtalıklar ve testisler ise üreme hormonlarını üretir. bilgisini paylaştı.Kuzu, günlük hayatta hissedilen birçok duygu ve fiziksel durumun arkasında hormonlar olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:Stresli bir an yaşandığında böbreküstü bezlerinden salgılanan kortizol devreye girer. Bu hormon kısa vadede insan vücudunu hayatta tutan bir alarm sistemi gibi çalışırken, uzun süre yüksek kalması durumunda kaygı, uyku problemleri ve kilo artışı gibi sonuçlara yol açabilir. Serotonin ise genellikle 'mutluluk hormonu' olarak bilinir, aslında bir nörotransmitterdir ama ruh hali üzerinde güçlü etkisi vardır. Düşük seviyeleri depresyon ve anksiyete ile ilişkilendirilir. İnsülin hormonu ise pankreastan salgılanır ve kan şekerini düzenler. Dengesizliği diyabet gibi ciddi hastalıklara zemin hazırlar. Uyku düzeni bile hormonların kontrolü altındadır. Gece karanlık çöktüğünde melatonin salgılanır ve vücuda 'artık dinlenme zamanı' sinyali verir. Ancak geç saatlere kadar ekran ışığına maruz kalmak bu doğal ritmi bozabilir. Aynı şekilde açlık ve tokluk hissimiz de ghrelin ve leptin hormonlarının hassas dengesiyle yönetilir. Ghrelin açlık hissini artırırken, leptin doyduğumuzu beyne bildirir. Düzensiz beslenme ve uykusuzluk bu dengeyi altüst edebilir ve kişinin sürekli aç hissetmesine neden olabilir.- Hormonların eksik ya da fazla salgılanması ruh hali dalgalanmalarına sebep olabilirKuzu, hormonların yalnızca fiziksel süreçleri değil, sosyal ve duygusal yaşamı da etkilediğini belirterek, Östrojen ve testosteron gibi hormonlar cinsel istek, çekim ve hatta ilişkilerdeki davranış kalıpları üzerinde rol oynar. Özellikle kadınlarda menopoz dönemiyle birlikte östrojen seviyelerinin düşmesi, sıcak basmaları, ruh hali değişimleri ve uyku problemleri gibi belirtilerle kendini gösterir. Bu süreç aslında doğal bir geçiş olsa da hormonal değişimlerin ne kadar güçlü etkiler yaratabildiğinin somut bir örneğidir. değerlendirmelerini yaptı.Hormonların eksik ya da fazla salgılanmasının kilo değişimleri, kronik yorgunluk, saç dökülmesi, cilt problemleri, adet düzensizlikleri ve ruh hali dalgalanmaları gibi bazı olumsuz sonuçlara neden olabileceğini ifade etti.Kuzu, çoğu zaman bu belirtilerin tek tek değerlendirildiğini ancak altında yatan ana nedenin hormonal olabileceğini kaydederek, Modern yaşam tarzı bu hassas sistemi zorlayan en önemli faktörlerden biridir. Sürekli stres altında olmak, düzensiz uyumak, işlenmiş gıdalarla beslenmek ve fiziksel aktivitenin azalması hormonların doğal ritmini bozar. Ayrıca ekran maruziyeti, şehir yaşamının getirdiği ışık kirliliği ve hatta bazı kimyasallar bile hormon dengesi üzerinde etkili olabilir. Bu yüzden günümüzde hormon dengesizliği şikayetleri giderek daha sık görülmektedir. ifadelerini kullandı.Hormonal dengeyi düzenlemenin yaşam tarzı değişiklikleriyle mümkün olduğunun altını çizen Kuzu, şu değerlendirmelerde bulundu:Düzenli ve kaliteli uyku, dengeli beslenme, yeterli fiziksel aktivite ve stres yönetimi hormon sağlığının temel taşlarıdır. Özellikle doğal gün ışığı almak, akşam saatlerinde ekran kullanımını azaltmak ve rafine şeker tüketimini sınırlamak küçük ama etkili adımlar arasında yer alır. Elbette bazı durumlarda tıbbi destek gerekebilir, bu noktada bir endokrinoloji uzmanına başvurmak en doğru yaklaşım olur.


