Ekonomi Haberleri : Abdi İbrahim Otsuka, 4 Eylül Dünya Polikistik Böbrek Hastalığı Günü kapsamında, kalıtsal bir hastalık olan otozomal dominant polikistik böbrek hastalığında aile öyküsü ve erken tanının önemine dikkati çekti.
Şirketten yapılan açıklamaya göre, kalıtsal bir hastalık olan ve uzun yıllar belirti vermeden ilerleyebilen otozomal dominant polikistik böbrek hastalığı, yalnızca böbrekleri değil, vücudun farklı organ ve sistemlerini de etkileyebiliyor.
Bu nedenle hastalığın erken dönemde fark edilmesi, düzenli takip edilmesi ve aile bireylerinin de değerlendirilmesi büyük önem taşıyor.En sık görülen kalıtsal böbrek hastalıkları arasında yer alan polikistik böbrek hastalığında, hastalığa sahip anne veya babadan hastalığa neden olan genetik değişikliğin çocuğa aktarılma olasılığı yüzde 50'yi buluyor.
Hastalık öyküsünün ailede bulunması da diğer aile bireyleri için önemli bir uyarı işareti oluşturuyor.
Aile taraması, risk altındaki bireylerin hastalık konusunda bilgilendirilmesine ve uygun zamanda hekim değerlendirmesine yönlendirilmesine yardımcı olabiliyor.
Özellikle anne, baba veya kardeşinde polikistik böbrek hastalığı bulunan kişilerin bu durumu hekimleriyle paylaşması önem taşırken, hastalık uzun yıllar belirgin bir şikayete yol açmadan ilerleyebiliyor.Bazı kişiler ise hipertansiyon, yan veya sırt ağrısı, idrarda kan görülmesi, böbrek taşı ya da idrar yolu enfeksiyonu gibi sorunların ortaya çıkmasının ardından hastalığın farkına varabiliyor.Hastalığın erken dönemde tanınması, yalnızca mevcut böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesi açısından değil, hastalığın ilerleme riskinin belirlenmesi ve kişiye uygun bir takip planının oluşturulması açısından da önemli rol oynuyor.
Düzenli takiplerde kan basıncı, böbrek fonksiyonları ve gerekli durumlarda böbreklerin görüntüleme yöntemleriyle değerlendirilmesi de hastalığın seyrinin izlenmesine yardımcı oluyor.
Hastalığa eşlik eden en önemli sorunlardan biri olan hipertansiyon, böbrek fonksiyonları henüz korunmuşken dahi ortaya çıkabiliyor.
Kan basıncının düzenli ölçülmesi ve yüksek tansiyonun uygun şekilde kontrol altına alınması, hem böbreklerin hem de kalp-damar sisteminin korunmasında önem taşırken, polikistik böbrek hastalığı olan bireylerde kalp ve damar sistemiyle ilişkili bazı sorunlar da toplumun geneline kıyasla daha sık görülebiliyor.Bu nedenle hastaların yalnızca böbrek fonksiyonlarının değil, genel kardiyovasküler risklerinin de değerlendirilmesi gerekiyor.Hastalıkla ilişkili dikkat edilmesi gereken bir diğer durum ise beyin damarlarında gelişebilen, baloncuk olarak da adlandırılan anevrizmalardır.
Her hastanın rutin olarak beyin anevrizması açısından taranması gerekmese de ailede beyin anevrizması veya beyin kanaması öyküsü bulunanlar gibi riskli bireylere hekim tarafından tarama önerilebiliyor.Polikistik böbrek hastalığının seyri kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor. Tanının konulmasının ardından düzenli nefroloji takibi ve bireysel risk değerlendirmesi ise hastalığın takibinde önem taşıyor.
Şirketten yapılan açıklamaya göre, kalıtsal bir hastalık olan ve uzun yıllar belirti vermeden ilerleyebilen otozomal dominant polikistik böbrek hastalığı, yalnızca böbrekleri değil, vücudun farklı organ ve sistemlerini de etkileyebiliyor.
Bu nedenle hastalığın erken dönemde fark edilmesi, düzenli takip edilmesi ve aile bireylerinin de değerlendirilmesi büyük önem taşıyor.En sık görülen kalıtsal böbrek hastalıkları arasında yer alan polikistik böbrek hastalığında, hastalığa sahip anne veya babadan hastalığa neden olan genetik değişikliğin çocuğa aktarılma olasılığı yüzde 50'yi buluyor.
Hastalık öyküsünün ailede bulunması da diğer aile bireyleri için önemli bir uyarı işareti oluşturuyor.
Aile taraması, risk altındaki bireylerin hastalık konusunda bilgilendirilmesine ve uygun zamanda hekim değerlendirmesine yönlendirilmesine yardımcı olabiliyor.
Özellikle anne, baba veya kardeşinde polikistik böbrek hastalığı bulunan kişilerin bu durumu hekimleriyle paylaşması önem taşırken, hastalık uzun yıllar belirgin bir şikayete yol açmadan ilerleyebiliyor.Bazı kişiler ise hipertansiyon, yan veya sırt ağrısı, idrarda kan görülmesi, böbrek taşı ya da idrar yolu enfeksiyonu gibi sorunların ortaya çıkmasının ardından hastalığın farkına varabiliyor.Hastalığın erken dönemde tanınması, yalnızca mevcut böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesi açısından değil, hastalığın ilerleme riskinin belirlenmesi ve kişiye uygun bir takip planının oluşturulması açısından da önemli rol oynuyor.
Düzenli takiplerde kan basıncı, böbrek fonksiyonları ve gerekli durumlarda böbreklerin görüntüleme yöntemleriyle değerlendirilmesi de hastalığın seyrinin izlenmesine yardımcı oluyor.
Hipertansiyon ve anevrizma hastalığa eşlik edebiliyor
Polikistik böbrek hastalığı, böbreklerde gelişen kistlerin yanı sıra tüm vücudu etkileyebilen sistemik bir hastalık özelliği gösteriyor.Hastalığa eşlik eden en önemli sorunlardan biri olan hipertansiyon, böbrek fonksiyonları henüz korunmuşken dahi ortaya çıkabiliyor.
Kan basıncının düzenli ölçülmesi ve yüksek tansiyonun uygun şekilde kontrol altına alınması, hem böbreklerin hem de kalp-damar sisteminin korunmasında önem taşırken, polikistik böbrek hastalığı olan bireylerde kalp ve damar sistemiyle ilişkili bazı sorunlar da toplumun geneline kıyasla daha sık görülebiliyor.Bu nedenle hastaların yalnızca böbrek fonksiyonlarının değil, genel kardiyovasküler risklerinin de değerlendirilmesi gerekiyor.Hastalıkla ilişkili dikkat edilmesi gereken bir diğer durum ise beyin damarlarında gelişebilen, baloncuk olarak da adlandırılan anevrizmalardır.
Her hastanın rutin olarak beyin anevrizması açısından taranması gerekmese de ailede beyin anevrizması veya beyin kanaması öyküsü bulunanlar gibi riskli bireylere hekim tarafından tarama önerilebiliyor.Polikistik böbrek hastalığının seyri kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor. Tanının konulmasının ardından düzenli nefroloji takibi ve bireysel risk değerlendirmesi ise hastalığın takibinde önem taşıyor.




