
Şirketten yapılan açıklamaya göre, Schneider Electric, elektrifikasyon süper döngüsünün gerektirdiği kapasiteyi ve altyapıyı büyütmek, enerji ve endüstriyel zeka yoluyla sürdürülebilir performansı artırmak, ilerlemenin faydalarının geniş kesimlere ulaşmasını sağlamak için beceri gelişimini, enerjiye erişimi ve yerel işbirliklerini destekleme konularına odaklanacak.
Schneider Electric, COP31'de elektriğin küresel nihai enerji tüketimindeki payını 2035'e kadar yüzde 35'e çıkarma hedefini de destekleyecek.
Şirket, aynı zamanda elektrifikasyonun daha da ileri taşınarak bu payın 2050'ye kadar yüzde 50'ye ulaşma potansiyeline dikkati çekecek.
Schneider Electric İklim ve Enerji Dönüşümü Araştırmaları Kıdemli Başkan Yardımcısı Vincent Petit, COP31 İş Forumu bünyesindeki Elektrifikasyon ve Enerji Dönüşümü Çalışma Grubu'nun eş başkanlığını yürütüyor.
Şirket, temiz elektrik üretiminin, modern şebekelerin, dağıtık enerji kaynaklarının, enerji depolama çözümlerinin, talep esnekliğinin ve enerji verimliliğinin birlikte geliştirilmesi gerektiğini vurgulayacak.
Schneider Electric Araştırma Enstitüsünün "Dağıtık Enerji Kaynaklarının Yaygın Kullanımında Elektrik Sistemi Maliyetleri: 21. Yüzyıl Ekonomisi İçin Yeni Bir Referans" başlıklı yeni araştırması, bu bütüncül yaklaşımın önemini pekiştiriyor.
Toplam 40 bin 500 senaryoya dayanan araştırma, çatı tipi güneş enerjisi sistemlerinin ve bataryaların yaygın kullanımının, artan elektrik talebiyle birlikte değerlendirildiğinde, toplam elektrik sistemi maliyetlerini bugünkü seviyelerin altına indirebileceğini ortaya koyuyor.
ABD dışındaki kurulum maliyetlerinin güncel küresel ortalaması esas alındığında, modellenen en düşük sistem maliyeti referans seviyenin yüzde 10 altında kalıyor. Bu fark, 2030'lu yıllar için öngörülen maliyetlerle yüzde 40'a ulaşıyor.
Schneider Electric, COP31'de enerji ve operasyon sistemlerinden elde edilen verilerin, binalar, sanayi, veri merkezleri ve elektrik şebekelerinde değer yaratacak, eyleme dönüştürülebilir içgörülere nasıl çevrilebileceğine odaklanacak.
Binalarda mevcut sistemlere akıllı yönetim yeteneklerinin eklenmesi, enerji kullanımını ve varlık performansını sürekli optimize ederek ilave enerji tasarrufu sağlayabilir. Sanayide ise daha gelişmiş akıllı çözümler, kaynak kullanımını optimize edebilir, fiziksel varlıkların ömrünü uzatıp performansını artırabilir ve döngüselliği daha yüksek modellerin önünü açabilir.
Bu yaklaşım, COP31 Başkanlığı'nın küresel döngüsel malzeme kullanım oranını 2035 yılına kadar en az yüzde 15’e çıkarma hedefini de destekliyor.
Schneider Electric, COP31'de giderek daha gelişmiş enerji teknolojilerinin hayata geçirilmesi için enerji ekosisteminin tamamında ihtiyaç duyulan beceri ve yetkinliklerin geliştirilmesine odaklanacak.
Kamu kurumları, işletmeler, eğitim kurumları ve yerel topluluklarla birlikte çalışan şirket, enerji teknolojilerini, becerileri ve yerel yetkinlikleri bir araya getirerek sürdürülebilir ilerlemeyi geniş ölçekte desteklemeyi sürdürecek.
Bu hedef, şirketin sürdürülebilirlik yol haritası Impact 2030 kapsamında da somutlaşıyor. Yol haritasındaki beceri gelişimi ve enerjiye erişim taahhütleri, daha fazla insanın enerji dönüşümüne katılmasını ve bu dönüşümden faydalanmasını amaçlıyor.
"İşletmeler ve toplumlar için ölçülebilir faydalar sağlayabiliriz"
Açıklamada görüşlerine yer verilen Schneider Electric Sürdürülebilirlikten Sorumlu Başkanı Esther Finidori, elektrifikasyonda belirleyici bir döneme girdiklerini belirtti.
Finidori, bu süper döngünün önemli fırsatlar sunduğunu aktararak, şunları kaydetti:
"Ancak bu fırsatları hayata geçirmek, elektriğin çok daha fazla kullanıldığı bir dünya için gerekli kapasiteyi oluşturmayı gerektiriyor. Önümüzdeki fırsat, elektrifikasyonu yaygınlaştırmanın yanı sıra enerjiyi, kaynakları ve varlıkları daha akıllı kullanmayı da kapsıyor. Enerji ve operasyonel zekayı yerel yetkinlikler ve işbirlikleriyle buluşturarak rekabet gücünü ve dayanıklılığı artırabilir, işletmeler ve toplumlar için ölçülebilir faydalar sağlayabiliriz."
Schneider Electric Türkiye ve Orta Asya Bölge Başkanı Mehmet Özalp, Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği yapmasının, küresel deneyimi yerel ihtiyaçlarla buluşturmak için önemli bir fırsat sunduğunu aktardı.
İşletmeler açısından elektrifikasyon, daha düşük emisyon, enerjinin daha verimli kullanılması ve daha güçlü rekabetçilik anlamına gelebileceğini belirten Özalp, "Bu faydaları hayata geçirmek için hem altyapıya hem de yeni teknolojileri kullanıma alacak insan kaynağına yatırım yapılması gerekiyor. COP31'de iş ortaklarımızla gerçekleştireceğimiz görüşmelerde bu konulara odaklanmak istiyoruz." ifadelerini kullandı.
Schneider Electric Kurumsal Sosyal Sorumluluk ve Kurumsal İlişkilerden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Gilles Vermot Desroches da "COP31, kamu ve özel sektör aktörlerinin kapsayıcı bir enerji dönüşümü için attıkları adımları ve elektrifikasyonda başarıya ulaşmamızda yeşil becerilerin oynadığı rolü güçlü biçimde ortaya koymaları açısından kritik bir dönüm noktası." değerlendirmesinde bulundu.



