
Ekonomi Haberleri — Schneider Electric, "İklim için Yapay Zekâ: Bina Optimizasyonunun Enerji ve Karbon Etkisinin Ölçülmesi" başlıklı yeni araştırmasını yayımladı.
Şirketten yapılan açıklamaya göre, araştırma, mevcut ticari enerji tarifeleriyle bina başına yıllık 13 bin 600 ila 49 bin 300 dolar tasarruf sağlanabildiğini gösteriyor. Kuruluşların işletme maliyetlerini her yıl azaltmasına yardımcı olan bu yaklaşım, daha geniş bina portföylerinde de uygulanma potansiyeli taşıyor.
Schneider Electric, yapay zeka destekli binaların geleneksel kontrol sistemlerine kıyasla bina genelindeki enerji tüketimini yüzde 22'ye kadar azaltabildiğini ortaya koyan yeni araştırmasını yayımladı.
Araştırmaya göre, önlenen karbon emisyonlarının miktarı, yapay zeka sisteminin kendi karbon ayak izinin 100 katından fazla olduğu ortaya çıktı.
Yapay zekanın çevresel etkilerine ilişkin endişeler artarken binalar, enerji kaynaklı küresel karbon emisyonlarının yaklaşık yüzde 37'sini oluşturarak dünyanın en büyük emisyon kaynakları arasında yer almaya devam ediyor.
Schneider Electric'in "İklim için Yapay Zeka: Bina Optimizasyonunun Enerji ve Karbon Etkisinin Ölçülmesi" başlıklı yeni araştırması, akıllı bina yönetim sistemi üzerinden uygulanan yapay zeka destekli ısıtma, havalandırma ve iklimlendirme (HVAC) optimizasyonunun bina genelinde yüzde 7,2 ila yüzde 12,7 oranında ek enerji tasarrufu sağlayabildiğini ortaya koydu.
Araştırmada elde edilen bulgu, yapay zekanın enerjiyi daha akıllı biçimde yöneterek bina sistemleri ve elektrik şebekesi üzerindeki yükü nasıl hafiflettiğini gösteriyor.
Bina başına yılda 60 tona kadar karbon emisyonu (59 bin 869 kilogram karbondioksit eşdeğeri) önlenebiliyor. Bu miktar, 2 bin 700 yetişkin ağaç dikilmesinin sağladığı çevresel faydaya denk geliyor.
Bazı bina senaryolarında yılda 200 megavat saatin üzerinde enerji tasarrufu sağlanabiliyor. Bu miktar, ortalama tüketim düzeyindeki onlarca evin bir yıllık elektrik ihtiyacını karşılamaya yeterli bulunuyor. Yapay zeka, yalnızca akıllı bina kontrol sistemleriyle elde edilen enerji tasarrufunu iki katından fazlasına çıkarabiliyor.
Hem bulut hem de uç bilişim tabanlı yapay zeka uygulamaları, enerji tasarrufu ve karbon emisyonlarının azaltılması açısından önemli faydalar sağlayabiliyor.
Araştırma, Avustralya, Hindistan ve ABD'deki farklı bina senaryolarında yapay zeka destekli HVAC kontrolünün enerji tüketimi, karbon emisyonları ve işletme maliyetleri üzerindeki etkisini değerlendirmek için gerçek koşullarda yürütülen pilot uygulamalarla doğrulanmış bina enerji modellemesini kullanıyor.
Çalışma, dijital bina yönetim sistemlerine eklenen bir yapay zeka katmanının daha önce birbirinden kopuk olan veri kaynaklarını nasıl birbirine bağlayabildiğini, bina koşullarını sürekli analiz ederek HVAC optimizasyonunu gerçek zamanlı olarak nasıl otomatikleştirebildiğini inceledi.
Yapay zeka, binaların hangi zamanlarda ve ne yoğunlukta kullanıldığına, hava durumu tahminlerine, ekipman performansına ve diğer operasyonel girdilere ilişkin verilerden yararlanarak binaların daha verimli çalışmasını sağlayabiliyor. Aynı zamanda tesis yönetimi ekiplerinin iş yükünü azaltabiliyor.
Araştırma ayrıca alanı 100 bin fit karenin (yaklaşık 9 bin 290 metrekare) altında olan küçük ve orta ölçekli binaların yapay zeka destekli optimizasyondan önemli ölçüde yararlanabileceğini ortaya koydu.
Enerji yönetim sistemleri, bu alanda uzman personele erişimin çoğunlukla sınırlı olduğu daha küçük tesisler için uzun süredir fazla karmaşık veya maliyetli kabul ediliyor. Yapay zeka, optimizasyonu otomatikleştirmeye ve sadeleştirmeye yardımcı olarak gelişmiş bina yönetimini daha erişilebilir hale getirebiliyor. Böylece daha küçük binaların enerji tüketimini, işletme maliyetlerini ve emisyonlarını azaltmasını sağlayabiliyor.
Akıllı binalarda yapay zeka öne çıkıyor
Açıklamada görüşlerine yer verilen Schneider Electric Yazılım ve Hizmetlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı (EVP) Pankaj Sharma, bina yönetiminin geleceğini, kuruluşların daha önce birbirinden kopuk sistemlerde bulunan verileri ne kadar etkili biçimde bir araya getirdiği ve bağlamlarıyla birlikte değerlendirdiğinin belirleyeceğini belirtti.
Mevcut iş sistemlerine eklenen bir yapay zeka katmanının, karmaşık verilerden anlamlı içgörüler elde edilmesini ve bu içgörülerin eyleme dönüştürülmesini sağlayarak emisyonları azaltabileceğini, maliyetleri düşürebileceğini ve performansı aynı anda iyileştirebileceğini aktaran Sharma, "Enerji talebi artmaya devam ederken kuruluşları bu sonuçlar arasında seçim yapmak zorunda bırakmadan hepsini birlikte sağlayabilmek, hem iş hedeflerine hem de sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmada kritik önem taşıyacak." ifadesini kullandı.
Sharma, yapay zeka, enerji verilerinden yararlanma gücünü daha küçük binaların sahiplerine ve işletmecilerine de sunduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Bir zamanlar ciddi uzmanlık ve yatırım gerektiren uygulamalar artık daha kolay ve daha geniş ölçekte hayata geçirilebiliyor. Bu da kuruluşların enerji israfını azaltmasına, maliyetlerini düşürmesine, performansını iyileştirmesine ve güvenle daha akıllı kararlar almasına yardımcı oluyor."




