ŞEHRİN TARİHİNE AÇILAN KAPILAR - Ayakapı, İstanbul’un Bizans’tan Cumhuriyet’e uzanan izlerini taşıyor

İstanbul Haber — quot;Şehrin Tarihine Açılan Kapılar" başlıklı dosya haberinin on birinci bölümünde, Haliç surları üzerinde Cibali ile Fener arasında bulunan, sade mimarisiyle kara surlarındaki anıtsal geçitlerden ayrılan Ayakapı’nın geçmişi ele alındı.

ŞEHRİN TARİHİNE AÇILAN KAPILAR - Ayakapı, İstanbul’un Bizans’tan Cumhuriyet’e uzanan izlerini taşıyor
ŞEHRİN TARİHİNE AÇILAN KAPILAR - Ayakapı, İstanbul’un Bizans’tan Cumhuriyet’e uzanan izlerini taşıyor [Fotoğraf: Anadolu Ajansı]

İstanbul Haberleri — quot;Şehrin Tarihine Açılan Kapılar" başlıklı dosya haberinin on birinci bölümünde, Haliç surları üzerinde Cibali ile Fener arasında bulunan, sade mimarisiyle kara surlarındaki anıtsal geçitlerden ayrılan Ayakapı'nın geçmişi ele alındı.

Haliç'ten gelebilecek saldırılara karşı şehrin korunmasını sağlayan sur hattının geçiş noktalarından biri olan Ayakapı, yuvarlak kemerli ve tuğlayla örülmüş mimarisiyle dikkati çekiyor.

Kapının bulunduğu bölge, Bizans döneminde Petrion olarak bilinen ve dini yapıların da bulunduğu yerleşim alanlarından biri olurken, yakınındaki Gül Camisi'nin Bizans dönemindeki kimliği konusunda farklı görüşler bulunuyor.

Yapının genellikle Aya Theodosia Kilisesi olduğu kabul edilse de Bizans dönemindeki adı ve inşa tarihi kesin olarak bilinmiyor. Kaynaklarda, İkonoklazm döneminde öldürülen ve daha sonra azize ilan edilen Theodosia'nın kutsal kalıntılarının burada muhafaza edildiği, bunun ardından Theodosia adının yapıyla özdeşleşmiş olabileceği belirtiliyor.

Osmanlı döneminde camiye dönüştürülen yapı Gül Camisi adıyla anılırken Ayakapı ve çevresi de cami, hamam, tekke ve çeşmelerle gelişimini sürdürdü.

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadir Pektaş, AA muhabirine Ayakapı'nın İstanbul'un Haliç surları üzerindeki geçiş noktalarından biri olduğunu söyledi.

Kapının kara surlarındaki büyük ve gösterişli girişlerden farklı olduğunu belirten Pektaş, "Çok fazla gösterişli olmayan bir kapı, yuvarlak kemerli, yine tuğla ile örülmüş bir kapı." dedi.

Pektaş, kapının ismini İkonoklazm döneminden Aya Theodosia'dan aldığını kaydederek, "Daha doğrusu Aya Theodosia adına yapılan ve Osmanlı döneminde camiye çevrilen Gül Camisi'nden adını almakta. İkonoklazm dönemi put kırıcılığı veya heykel, tasvir kırıcılığı dönemi. O dönemin bir Bizans kadın şehidi. Onun adına yapılan bir kilise var, daha sonra bu camiye çevriliyor, Gül Camisi'ne. Oradan bu kapı adını alıyor." diye konuştu.

İkonoklazm döneminin yaklaşık bir asır sürdüğünü aktaran Pektaş, bu süreçte Bizans İmparatorluğu'nun farklı bölgelerindeki kiliselerde ve meydanlarda bulunan çok sayıda heykel, resim ve tasvirin kaldırıldığını ifade etti.

Pektaş, bu dönemin Bizans'ı derinden etkilediğini vurgulayarak, günümüze ulaşan Bizans tasvirlerinin önemli bölümünün İkonoklazm döneminden sonraya ait olduğunu, daha eski dönemlerden kalan örneklerin ise sınırlı olduğunu kaydetti.

Ayakapı'nın Haliç tarafından gelebilecek saldırılara karşı şehri koruyan sur hattında yer aldığını, Osmanlı döneminde bölgenin yeni yapılarla geliştiğini aktaran Pektaş, buraya 1582'de Mimar Sinan tarafından Ayakapı Hamamı, yakın çevresine de tekke ve camiler inşa edildiğini ve yine yakınlarında Yeniçeri remizlerinin varlığının bilindiğini anlattı.

Pektaş, kapının yakınında Cumhuriyet'in ilk yıllarından kalan bir çeşmenin de bulunduğuna dikkati çekerek, "1923 yılından, Cumhuriyet döneminden, henüz Harf İnkılabı olmadan yapılmış bir de Cumhuriyet çeşmesi var kapının hemen yakınında." bilgisini verdi.

ŞEHRİN TARİHİNE AÇILAN KAPILAR - Ayakapı, İstanbul’un Bizans’tan Cumhuriyet’e uzanan izlerini taşıyor
  • Muhabir: ALİ OSMAN KAYA,ŞADUMAN TÜRKAY
  • Yayınlayan: TEVFİK IŞIK
  • Düzenleyen: ÇAĞDAŞ ÇETİNDEMİR