TBMM Kadına Yönelik Şiddetin Araştırılması Komisyonu, baro temsilcilerini dinledi

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu: "İlk şiddet fiilinden itibaren sistemin müdahale etmesi lazım. Bir tokattan ne olurun cevabını daha sonra gazetelerin orta sayfalarında görüyoruz" "Bir tokatla başlayan şiddet geri dönülmez vahşete dönüşebiliyor. O tokadı, o şiddeti küçümseyen, görmezden gelen bir sistemin yerine o tokadın gereğini yapan, karşılığını veren ve bir daha olmaması için de tedbir alan bir sisteme ihtiyacımız var"

10 Haziran 2021 - 22:05
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, kadına yönelik şiddetle mücadelede akılcı çözüm önerilerine ihtiyaç bulunduğunu belirterek, "İlk şiddet fiilinden itibaren sistemin müdahale etmesi lazım. Bir tokattan ne olurun cevabını daha sonra gazetelerin orta sayfalarında görüyoruz." dedi.

TBMM Kadına Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Tüm Yönleriyle Araştırılarak Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu, AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık başkanlığında toplandı.

Komisyona davet edilen Türkiye Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu, Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden imzasını çekmesinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek, "Usulen ve esasen tekrar gözden geçirilip, Sayın Cumhurbaşkanımızca ve yüce Meclisimizce konu değerlendirilip yeniden bir imzalama yoluna gidilmesinde fayda görürüz. Rahatsızlık duyulan maddeler varsa bu maddelere bir yorum şerhi konularak Türkiye’nin duyduğu sıkıntı ve o maddeleri nasıl anlamasının ya da nasıl anlamayacağının beyanı yapılabilir. Böylelikle de hem iç hem dış kamuoyuna şiddetle mücadele noktasında çok kararlı bir mesaj vermiş oluruz kanaatindeyim." değerlendirmesinde bulundu.

Televizyon dizilerinden başlayarak yazılı ve görsel basın dahil her yerde ayrımcı dilden kurtulmanın önemine değinen Feyzioğlu, dizilerle idolleştirilen mafyatik karakterlerin yerini sevginin, toplumsal dayanışmanın ve kadın erkek eşitliğinin alması gerektiğini belirtti.

- "Hedefe ulaştıran küçük ama kararlı adımlardır"

Eğitimin sadece okullarda verilmediğine işaret eden Feyzioğlu, toplumsal eğitim ile kadın erkek eşitliğini içselleştiren, iliklerine kadar hisseden bireyler yetiştirmek durumunda olunduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Büyük sözler ilham verir ama hedefe götürmez. Hedefe ulaştıran, küçük ama kararlı adımlardır. Dolayısıyla, hedefe yönelik hiçbir adımı, büyük sözleri kendimize rehber edinip de küçümseme hakkımız yok. O kararlı adımlar bizi hedefe ulaştıracak. Bu da doğru tespitler ve teşhisler yapılmasını zorunlu kılıyor. Bazen çözüm inanılmayacak kadar basittir, yeter ki birisi görsün, söylesin. Çözüm istiyorsak akılcı olacak yoksa teorik pek çok çözüm üretebiliriz ama hayata geçirilebilir, sahada karşılığı olan çözümleri üretmek için bunların akılcı olması gerekir.

İlk şiddet fiilinden itibaren sistemin müdahale etmesi lazım. Bir tokattan ne olurun cevabını daha sonra gazetelerin orta sayfalarında görüyoruz. Bir tokatla başlayan şiddet geri dönülmez vahşete dönüşebiliyor. O tokadı, o şiddeti küçümseyen, görmezden gelen bir sistemin yerine o tokadın gereğini yapan, karşılığını veren ve bir daha olmaması için de tedbir alan bir sisteme ihtiyacımız var. Bunun için bütün aktörlerin birbiriyle iletişim içinde olması lazım ve sisteme bunun düşmesi gerekiyor, sistemin bilgi sahibi olması gerekiyor."

- Huzurevlerinde, parklarda rehabilite önerisi

Metin Feyzioğlu, ilk şiddet belirtisinden itibaren Türk Ceza Kanunu'nun kötü muamele suçunu içeren 232 sayılı maddesine işlerlik kazandırılması gerektiğini söyledi.

Söz konusu suçlarda erteleme ve hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasının kaldırılması gerektiğinin altını çizen Feyzioğlu, şiddet uygulayan kişinin rehabilitesini ceza infaz kurumlarında değil, huzurevlerinde, parklarda, bahçelerde çalıştırarak sağlamanın daha doğru bir yaklaşım olacağına inandığını ifade etti.

Feyzioğlu, cezaevine gönderilen failin çıktıktan sonra daha hiddetli bir şekilde evine döndüğüne ve bu defa şiddetin daha ağır sonuçlar doğurduğuna da dikkati çekerek, "Cezaları artırmak tek başına iş olsaydı sorun bir günde çözülürdü. Unsurları hapse atalım demiyorum, rehabilite edelim diyorum. Ayrıca çekişmeli boşanma davalarında eşlerin çocuk üzerinden intikam almaması hususu da eşlere öğretilmelidir. Bugün velayet kimde kalırsa kalsın çocuğun bir intikam aracı yapılmaması noktasında eğitim verilmelidir. Bu iş gönülden gelirse olur." diye konuştu.

- "Yardım fonları şu anda üç yıl geriden geliyor"

Metin Feyzioğlu, Ankara Baro Başkanlığı döneminde "Gelincik" adlı bir projeyi hayata geçirdiklerini, şu an faaliyetleri devam eden proje sayesinde on binlerce şiddet mağduru kadını kurtardıklarını söyledi.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ile ortaklaşa yürütülen Türkiye'de Adalete Erişim için Adli Yardım Uygulamalarının Geliştirilmesine Destek Projesi (ILAP) ile Gelincik Projesi'nin doğru projeler olduğunu belirten Feyzioğlu, "Bu konuda bize destek verirseniz şiddetle mücadelede, yargı kısmında üstümüze düşeni yapmış oluruz. Barolarımız adli yardım hizmeti veren avukatlara hizmetlerinin karşılığını ödeyemez durumdalar. Adli yardım fonlarımız yetmiyor. Alacağını alamayan on binlerce genç avukatın sesi olmak zorundayım. Avukatlarımızın başarısı için onların maddi yönden desteklenmesi gerekiyor." dedi.

Feyzioğlu'nun ardından sırasıyla Sinop Baro Başkanı Hicran Kandemir, İstanbul 2 No’lu Baro Başkanı Gönül Yıldız, Ankara Barosu Gelincik Merkezi Başkanı Aslı Arıkan Koçak ile Siirt Barosu Kadın Hakları Komisyonu Temsilcisi Ecehan Polat da birer sunum yaptı.

- "Paralel Baro" gerginliği

Görüşmelerin soru cevap bölümünde İstanbul 2 No’lu Baro Başkanı Gönül Yıldız, CHP'li komisyon üyesi milletvekillerinin İstanbul 2 No'lu Barosu'nu, "paralel baro" diye nitelendirdiklerini belirterek, "Bizim baromuz, kanunla kurulmuş, tüzel kişilik kazanmıştır. Bu beyanı kullanan vekilimizin beyanını esefle reddediyorum. Biz buraya siyaset yapmak için gelmedik, kadına karşı şiddete çözüm üretmek için geldik. Bu konuyu konuşun. Eğer başka bir mevzunuz varsa Genel Kurul orada." diye tepki gösterdi.

Bunun üzerine CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer ile CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Yıldız'ın üslubunun doğru olmadığını, derhal özür dilemesi gerektiğini ifade ettiler.

Tekrar söz alan Yıldız, "Ben bir baro başkanıyım ve baromuza 'paralel baro' denilemez." şeklinde karşılık verdi.

Yaşanan gerginlik üzerine Taşcıer ve Bankoğlu, Yıldız'ın tutumunu protesto ederek, komisyon salonundan ayrıldılar.