
Ankara Haberleri — Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, "Türk Dünyası Diyalog Forumu" kapsamında "Türk Dünyası İçin Ortak Bilgi ve Düşünce Ekosistemi" konulu yuvarlak masa toplantısı düzenledi.
Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi ve SETA Araştırmacısı Doç. Dr. Murat Aslan moderatörlüğünde Ankara'daki otelde düzenlenen yuvarlak masa toplantısına Uluslararası Final Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ulvi Keser, Macaristan Eötvös Lorand Üniversitesi Beşeri Bilimler Araştırma Merkezi Tarih Enstitüsü Osmanlı Araştırmaları Grubu Başkanı Dr. Gabor Fodor, Kazakistan merkezli Gumilyov Avrasya Milli Üniversitesi Türkoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Zhazira Saiyn, Özbekistan merkezli Orta Asya Uluslararası Enstitüsü (IICA) Direktörü Sherzod Fayziev, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) merkezli Beşparmak Düşünce Grubu Yetkilisi Doç. Dr. Hasibe Şahoğlu, Polonya merkezli Jagiellonian Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Karolina Wanda Olszowska ve Türkolog Marko Sapina konuşmacı olarak katıldı.
Keser, Türk devletleri arasındaki birlik ve kardeşlik söyleminin somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini belirterek, toplantı ve görüşmelerin eyleme dönüşemediğini söyledi.
KKTC'nin uzun yıllardır ambargo, yaptırım ve izolasyon sorunlarıyla karşı karşıya kaldığına dikkati çeken Keser, Türk devletlerinden ülkesine daha fazla destek ve yakınlık göstermelerini beklediklerini dile getirdi.
Keser, işbirliğinin yalnızca siyasi düzeyde kalmaması gerektiğini vurgulayarak, üniversiteler arasında öğrenci ve akademisyen değişim programları düzenlenmesinin, turizm ve kültür-sanat alanlarındaki ilişkilerin geliştirilmesinin ve ortak etkinliklerle halkların birbirlerini daha yakından tanımalarının önemine işaret etti.
Posta idarelerinin KKTC'yi tanıtan ortak pul çalışmaları gibi düşük maliyetli girişimlerle dahi toplumsal yakınlaşmaya katkı sağlayabileceklerini vurgulayan Keser, Türk devletlerine artık söz yerine somut dayanışma adımları atma çağrısında bulundu.
Türk devletleri ile Macaristan arasında bilgi paylaşımı ve öğrenci değişiminin önemine vurgu
Fodor, 19. ve 20. yüzyıllarda Türk-Macar ilişkileri bağlamında Macaristan'ın da Avrupa'da kısmen izole edilmiş konumda bulunduğunu ve bu dönemde Turancılık düşüncesinin ortaya çıktığını anlattı.
Verilerin tek başına yeterli olmadığını, anlamlandırılarak bilgiye dönüştürülmesinin ve paylaşılmasının önemini vurgulayan Fodor, "Veri toplamaya büyük önem veriliyor ancak bilgi olmadan verinin hiçbir anlamı yok, verileri işleyerek bunların arkasındaki motivasyonu ve sonuçları anlamak gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin kuruluşundan yaklaşık 1,5 yıl sonra Anadolu'ya gelen Macar meteoroloji uzmanının, ülkede meteoroloji çalışmalarının temellerinin atılmasına katkı sağladığını anlatan Fodor, bu örneğin bilgi paylaşımının önemini gösterdiğine işaret etti.
Türk-Macar ilişkilerinin geliştirilmesinde öğrenci değişim programlarının tarihsel rolüne dikkati çeken Fodor, Birinci Dünya Savaşı sırasında Macaristan'da eğitim gören yaklaşık 200 Osmanlı öğrencisinin ülkelerine döndükten sonra akademik ve kültürel ilişkilerin gelişmesine katkıda bulunduklarını söyledi ve benzer programların sürdürülmesini önemli bulduğunu dile getirdi.
Saiyn de Kazakistan'ın dijital dönüşüm alanında önemli ilerleme kaydettiğini, resmi işlerin dijitalleşmesi ve mobil bankacılık hizmetleri sayesinde vatandaşların kamu hizmetlerine ve finansal işlemlere daha kolay erişebildiklerini anlattı.
"Ortak tarihsel hafızamızdan ortak bir entelektüel geleceğe geçelim, bilgilerimizi, dillerimizi ve fikirlerimizi bir araya getiren birleşik bir bilgi ekosistemi oluşturalım." görüşünü paylaşan Saiyn, projenin hayata geçirilmesi için Türk hükümetleri, üniversiteleri, kültür kurumları ve teknoloji uzmanları arasında işbirliği çağrısında bulundu.
Daha güçlü entelektüel bağlantılara sahip olmanın gerekliliği
Fayziev, Türk devletleri arasındaki ortak tarih ve kültürel yakınlığın kalıcı bilgi üretme kapasitesine dönüştürülmesi gerektiğini belirterek, bunun yalnızca üniversiteler ve dijital yayın arşivleri arasında bağlantı kurulmasıyla sınırlı kalmaması, ortak araştırmaların kamu politikalarına, iş dünyasına ve eğitime katkı sunması gerektiğini vurguladı.
Türk Üniversiteler Birliğinin 170 üniversiteyi bir araya getirdiğini ve Orhun Değişim Programı kapsamında 2026-2027 akademik yılına kadar 4 bin akademik hareketlilik gerçekleştirileceğini anlatan Fayziev, Özbekistan ile Türkiye'deki düşünce kuruluşları ve araştırma merkezleri arasındaki işbirliğinin de genişlediğini ifade etti.
Fayziev, bu kapsamda 2027'de ticaret ve lojistik, su güvenliği, iklim değişikliği ve yapay zeka alanlarında ortak araştırma projelerinin başlatılması, akademik hareketliliğin ortak araştırmalarla ilişkilendirilmesi ve dijital bilgi platformu oluşturulması önerilerini sıralayarak, IICA'nın bu çalışmalara katkı sunmaya hazır olduğunu bildirdi.
KKTC'nin Türk dünyasının ortak bilgi birikimine katkı sağlayabileceği vurgusu
Şahoğlu, Türk devletleri arasındaki dayanışmanın, özellikle uluslararası alanda tanınma ve eşit muamele görme konusunda KKTC'ye destek verilmesini de kapsaması gerektiğini belirterek, Türk dünyasının ortak tarih ve kültürel bağlarını bilgi üretimi ve akademik işbirliğiyle güçlendirmesi çağrısında bulundu.
Ortak tarih, dil ve kültürel mirasın yanı sıra uluslararası ilişkiler, stratejik düşünce, yapay zeka ve dijital bilgi altyapısının işbirliği alanları arasında yer alması gerektiğini vurgulayan Şahoğlu, üniversiteler, düşünce kuruluşları ve araştırmacıları bir araya getirecek ağlar kurulmasını, genç akademisyenlerin ortak burs ve araştırma programlarıyla desteklenmesini önerdi.
KKTC'nin Doğu Akdeniz'deki konumu ile eğitim, diplomasi, kültürler arası iletişim ve çatışma çözümü alanlarındaki deneyiminin Türk dünyasının ortak bilgi birikimine katkı sağlayabileceği değerlendirmesinde bulunan Şahoğlu, işbirliğinin mevcut kapasitenin belirlenmesi, pilot projelerin başlatılması ve sürdürülebilir finansman ile ortak yayın mekanizmalarının oluşturulması aşamalarıyla ilerletilebileceğini söyledi.
Polonya'da Türkoloji çalışmalarının 1919'a kadar uzandığını, son dönemde ise Azerbaycan Türkçesi, Kazakça ve Türkçe öğrenimine yönelik ilginin arttığına dikkati çeken Olszowska da Orta Asya ve Türk dünyasını daha iyi anlamak için bölge dillerini, kültürünü ve siyasetini bilen uzmanların yetiştirilmesinin önemini vurguladı.
Olszowska, Polonya ve Türkiye'den uzmanların karşılıklı bilgi ve deneyim paylaşımında bulunacağı işbirliği ağı kurulmasını önererek, ortak tarih ve güncel meselelerin farklı ülkelerdeki kamuoylarına aktarılabilmesi için çalışmaların İngilizce yürütülmesinin de önem taşıdığını ifade etti.
Ortak bilgi ve deneyimlerin farklı dillere yansıtılmasının önemi
Sapina, Türk dünyası ile diğer toplumlar arasında kalıcı ilişkiler kurulmasında akademik çevrelerin ve özellikle Türkoloji bölümlerinin önemli rol oynayabileceğine işaret ederek, dil, kültür, tarih ve edebiyat bilgisine sahip Türkologların karşılıklı anlayışın geliştirilmesine katkı sunabileceğini söyledi.
Hırvatistan'da Türkoloji öğrencileri ile Türkiye ve diğer Türk devletlerinden gelen Erasmus öğrencilerini bir araya getirerek dil öğrenimini ve kültürel etkileşimi teşvik ettiklerini dile getiren Sapina, bu tür temasların uzun yıllar süren dostluklara dönüştüğünü anlattı.
Sapina, toplumların birbirlerini tanımaları için ortak bilgi ve deneyimlerin farklı dillere aktarılmasının önemini vurguladı.




