Türkiye’de kar kuraklığının türü değişiyor, sıcaklık belirleyici hale geliyor

İstanbul Haber — GÜLSELİ KENARLI - İstanbul Teknik Üniversitesinin (İTÜ) Türkiye’deki karla beslenen havzalara yönelik iki yıllık araştırmasında, 2007 sonrası dönemde sıcaklığın kar kuraklığı üzerindeki etkisinin arttığı, sıcak-kurak kar kuraklığının yaygınlaştığı ve kar erimesinden kaynaklanan akışın daha erken gerçekleştiği belirlendi.

Türkiye’de kar kuraklığının türü değişiyor, sıcaklık belirleyici hale geliyor
Türkiye’de kar kuraklığının türü değişiyor, sıcaklık belirleyici hale geliyor
İstanbul Haberleri — GÜLSELİ KENARLI - İstanbul Teknik Üniversitesinin (İTÜ) Türkiye'deki karla beslenen havzalara yönelik iki yıllık araştırmasında, 2007 sonrası dönemde sıcaklığın kar kuraklığı üzerindeki etkisinin arttığı, sıcak-kurak kar kuraklığının yaygınlaştığı ve kar erimesinden kaynaklanan akışın daha erken gerçekleştiği belirlendi.

Türkiye'deki kar ağırlıklı havzalarda 1990-2024 dönemini inceleyen "Kış aylarındaki ısınma, kar kuraklığı rejimlerini ve hidrolojik koşulları değiştiriyor: Türkiye'den bir vaka çalışması" araştırmasında kar kuraklığının yapısının değiştiği ve sıcaklığın belirleyici etkisinin arttığı ortaya konuldu.

İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Tolga Görüm ve Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdullah Akbaş'ın danışmanlığında Dr. Harun Aslan liderliğinde yürütülen iki yıllık çalışmada, Ankara Üniversitesinden Dr. Öğr. Üyesi Seçkin Fidan da yer aldı. Araştırmada, kar kuraklığının mekansal ve zamansal değişimi ile akış üzerindeki etkileri incelendi.

Çalışmada, Türkiye'deki 25 ana havzadan, Çoruh, Doğu Karadeniz, Aras, Yeşilırmak, Van Gölü, Fırat-Dicle, Seyhan, Batı Karadeniz, Kızılırmak, Akarçay, Ceyhan, Sakarya, Doğu Akdeniz, Konya ve Susurluk analiz edildi. Bu havzalar, alanlarının en az yüzde 50'sinde uzun dönem ortalama kar su eş değerinin 20 milimetre ve üzerinde olduğu için tercih edildi.

Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi'nin (ECMWF) ERA5-Land yeniden analiz veri setinden kar su eş değeri, yağış, kar yağışı, hava sıcaklığı ve akış verileri kullanıldı.

Hydrological Sciences Journal dergisinde yayımlanan çalışmada, bu havzalarda kar kuraklığının mekansal ve zamansal değişimi ile bunun akış üzerindeki etkileri incelendi.

Araştırmada kar kuraklığı, kar su eş değerinin normalin altında kalması üzerinden üç grupta ele alındı. Yağışın azalmasından kaynaklanan durum "kuru kar kuraklığı", sıcaklık artışının kar yerine yağmur oluşumunu artırması "sıcak kar kuraklığı", yağış azalması ve sıcaklık artışının birlikte etkili olması ise "sıcak-kurak kar kuraklığı" olarak tanımlandı.

Araştırmaya göre, 2007 sonrasında kar kuraklığının oluşumunda yağışın belirleyici olduğu dönemden sıcaklığın daha etkili olduğu döneme geçiş yaşandı.

Üç kar kuraklığı türünün tamamı araştırma alanında görülürken, sıcak ve sıcak-kurak kar kuraklıkları hem yayılım hem de hidrolojik etkileri açısından öne çıktı. Kuru kar kuraklığı yıllık ortalamada çalışma alanının yüzde 3'ünü etkilerken, sıcak kar kuraklığı yüzde 8'ini, sıcak-kurak kar kuraklığı ise yüzde 13'ünü etkiledi.

Sıcak-kurak kar kuraklığı, 15 havzanın tamamında görüldü. Sıcak kar kuraklığının yayılımı Ceyhan Havzası'nda yüzde 14, Kızılırmak'ta yüzde 12, Seyhan ve Susurluk'ta yüzde 11, Fırat-Dicle'de yüzde 10 olarak hesaplandı.

Kuru kar kuraklığından etkilenen alan 2007 sonrası azalırken, sıcak ve sıcak-kurak kar kuraklığının kapladığı alan arttı. Kar erimesi incelenen havzalarda uzun dönemli toplam akışın yüzde 34,1 ila 53,8'ini, ortalama olarak ise yüzde 44,7'sini oluşturdu. Kar örtüsündeki değişimin özellikle ilkbahardaki su akışını etkiledi.

Kuru kar kuraklığı yıllarında medyan akış anomalisi yüzde 17, sıcak-kurak kar kuraklığında yüzde 36 azaldı. Sıcak kar kuraklığında ise akış anomalisi yüzde 6 arttı.

Etki 2 bin metrenin altında daha güçlü

Araştırmada, kar su eş değerindeki azalışın yükseltiyle yakından ilişkili olduğu belirlendi. Sıcak kar kuraklığında 2 bin metrenin altındaki yükseltilerde kar su eş değeri yaklaşık yüzde 74 azalırken, 2 bin-3 bin metre arasında bu azalış yüzde 19 düzeyinde kaldı.

Sıcak-kurak kar kuraklığında ise ortalama kar su eş değeri kaybı yüzde 73 olarak hesaplandı. Bu kayıp 500 metre ile 2 bin metre arasında yüzde 76'ya, 2-3 bin metre arasında yüzde 61'e ulaştı.

Kar kuraklığı görülmeyen yıllarda kar örtüsü hacminin yaklaşık yüzde 70'inin 2 bin metrenin altında depolandığı belirlendi. Araştırmacılar, bu nedenle kar kayıplarının özellikle 500 metre ile 2 bin metre arasındaki alanlarda su kaynakları açısından önemli sonuçlar doğurabileceğine işaret etti.

Kar kuraklığı riski, kuraklığın görülme sıklığı ile ortalama şiddetinin çarpımı üzerinden değerlendirildi. 2 bin metrenin altında kuru kar kuraklığının ortalama görülme sıklığı 1,4 yıl, sıcak kar kuraklığının 4,2 yıl, sıcak-kurak kar kuraklığının ise 4,9 yıl olarak hesaplandı.

Kar su eş değerindeki ortalama kayıp kuru kar kuraklığında yüzde 49, sıcak kar kuraklığında yüzde 70 ve sıcak-kurak kar kuraklığında yüzde 79 oldu. Buna göre yıllık beklenen kar su eş değeri açığı kuru kar kuraklığında yüzde 3, sıcak kar kuraklığında yüzde 9, sıcak-kurak kar kuraklığında ise yüzde 12 olarak hesaplandı.

Çalışmaya göre sıcak-kurak kar kuraklığı tüm havzalarda en şiddetli tür olurken, 14 havzada en yüksek sıklık ve riske sahip tür olarak belirlendi. Kızılırmak'ta ise sıcak kar kuraklığı öne çıktı.

- "Suyun ne zaman kullanılabilir olduğu da önemli"

Doç. Dr. Abdullah Akbaş, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, kar kuraklığının sıcaklık kaynaklı hale gelmesinin su yönetiminde yalnızca toplam su miktarına değil, suyun depolanma ve kullanılabilir hale gelme zamanına da odaklanmayı gerektirdiğini söyledi.

Sıcaklıkların artmasıyla kış yağışlarının daha fazla yağmur şeklinde gerçekleşebildiğini veya kar örtüsünün daha erken eriyebildiğini belirten Akbaş, bunun suyun doğal olarak depolandığı kar örtüsünden daha erken ayrılmasına neden olduğunu ifade etti.

Akbaş, bu durumun özellikle ilkbahar sonu ve yaz döneminde su talebinin arttığı zamanlarda su arzının yönetimini zorlaştırabileceğine dikkati çekerek, "Artık yalnızca ne kadar suyumuz olduğu değil, bu suyun ne zaman kullanılabilir olduğu da önemli." dedi.

Sıcak ve yağış eksikliğinin birlikte görüldüğü koşulların su kaynakları üzerindeki baskıyı artırabileceğini belirten Akbaş, bunun tarımsal ve hidrolojik kuraklıkların şiddetlenmesine, barajlara ulaşan su miktarının azalmasına ve hidroelektrik üretiminin olumsuz etkilenmesine yol açabileceğini kaydetti.

Akbaş, özellikle sınır aşan nehir havzalarında su miktarı ve akış zamanlamasındaki değişimlerin yalnızca ülke içindeki su yönetimi açısından değil, havzayı paylaşan ülkeler bakımından da önem taşıdığını dile getirdi.

Kar örtüsündeki değişimlerin daha yakından izlenmesi gerekiyor

Dr. Harun Aslan da kar örtüsünün yalnızca bir kış yağışı birikimi değil, yaz aylarına su taşıyan doğal bir rezervuar olduğunu söyledi.

Karın su kaynakları açısından öneminin erime zamanıyla değerlendirilmesi gerektiğini belirten Aslan, Türkiye'nin coğrafi konumu nedeniyle kar örtüsünün bölgesel ölçekte de önemli bir su kaynağı olduğunu ifade etti.

Aslan, kar kuraklığının geleneksel kuraklık göstergelerinden farklı olarak kar örtüsündeki su depolamasını ve bunun akışa dönüşmesini birlikte değerlendirmeye imkan verdiğini belirterek, "Kar kuraklığı yalnızca ne kadar kar yağdığıyla değil, karın ne kadar süreyle suyu depolayabildiğiyle de ilgili." dedi.

Kar bağımlı havzalarda değişen koşulların su yönetiminde yeni yaklaşımları gerekli kıldığını vurgulayan Aslan, tarımsal sulama, baraj işletmesi ve su arzı planlamasında kar örtüsündeki değişimlerin daha yakından izlenmesi gerektiğini kaydetti.

Aslan, gelecekte iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlamak için sera gazı emisyonlarının azaltılmasının yanı sıra erken uyarı, kar örtüsünün izlenmesi, sulama verimliliğinin artırılması ve havza bazlı su yönetiminin güçlendirilmesinin önem taşıdığını sözlerine ekledi.

  • Muhabir: GÜLSELİ KENARLI
  • Yayınlayan: ONUR ORHAN
  • Düzenleyen: MUSTAFA ÇALKAYA