
Ekonomi Haberleri — KAAN ULU - Türkiye'de spor turizmi pazarı, uluslararası spor organizasyonları, kamplar ve golfün katkısıyla 1,1-1,4 milyar dolara ulaşırken pazardaki bu harcamaların yüzde 50-60'ını yabancı ziyaretçiler oluşturuyor.
AA muhabirinin Deloitte'nın "Türkiye Spor Ekosistemi ve Sektör Raporu 2026"dan derlediği bilgilere göre, son yıllarda spor turizmi, küresel turizm ekonomisi içinde hızla büyüyen ve stratejik önemi artan bir alan haline geldi. Bu büyümenin temelinde yalnızca spor etkinliklerinin artışı değil, turizm talebindeki yapısal dönüşüm yer alıyor.
Ziyaretçiler giderek daha fazla deneyim odaklı, aktif katılıma dayalı ve tematik seyahatleri tercih ederken spor bu talebe doğrudan karşılık veren bir alan oluşturuyor.
Spor turizminin öne çıkmasının başlıca nedenleri olarak ise spor amaçlı seyahat eden ziyaretçilerin genel turiste kıyasla daha yüksek harcama eğilimi göstermesi, büyük spor organizasyonlarının destinasyonlara uluslararası görünürlük kazandırması gösteriliyor.
Avrupa ülkeleri spor turizmi alanında önemli bir referans noktası oluşturuyor. Bu kapsamda İtalya, turizm yapısı ve destinasyon profili açısından Türkiye ile benzerlik göstermesi nedeniyle öne çıkan bir örnek olarak dikkati çekiyor.
İtalya'da spor turizmi faaliyetlerinin yarattığı ekonomik değer 2023 yılı itibarıyla yaklaşık 11,9 milyar avro seviyesine ulaşırken spor turizmi, yalnızca uluslararası ziyaretçileri değil aynı zamanda şehirlerarası seyahat eden yerli ziyaretçileri de güçlü biçimde mobilize ediyor.
Uluslararası çalışmalar, spor amaçlı seyahat eden ziyaretçilerin kişi başı harcamalarının genel turizm ortalamasının 1,5-2 katına ulaşabildiğini gösterirken, bu fark etkinlik katılım ücretleri, ekipman harcamaları, özel ulaşım ve daha uzun konaklama sürelerinden kaynaklanıyor.
Türkiye uygun iklim ve gelişmiş tesis altyapısıyla ön plana çıkıyor
Türkiye, turizm altyapısı, iklim koşulları ve uluslararası erişilebilirliği sayesinde spor turizmi açısından önemli potansiyeliyle öne çıkıyor. Özellikle Akdeniz Bölgesi, yılın büyük bölümünde spor faaliyetlerine uygun iklimi ve gelişmiş tesis altyapısıyla ön plana çıkıyor.
Yapılan tahminlere göre, Türkiye'de spor turizmi pazarının toplam büyüklüğünün yaklaşık 1,1-1,4 milyar dolar, yani yaklaşık 45-55 milyar lira seviyesinde olduğu belirtiliyor. Bu büyüklüğün önemli bir kısmı uluslararası ziyaretçilerden kaynaklanıyor. Toplam gelirin yaklaşık yüzde 50-60'ı yabancı ziyaretçiler tarafından oluşturuluyor.
Tablo, spor turizminin Türkiye'de mevcut durumda sınırlı bir hacme sahip olmakla birlikte uluslararası talep tarafından sürüklenen bir yapı gösterdiğini ortaya koyarken, spor turizminin toplam turizm gelirleri içindeki payı yaklaşık yüzde 2 seviyesinde kalıyor ve bu da segmentin henüz erken gelişim aşamasında olduğunu gösteriyor.
Buna karşılık uluslararası örnekler, spor turizminin doğru segmentlerde derinleştiğinde yüksek harcama potansiyeli ve sezon dengeleme etkisi yaratabildiğini gösteriyor. Bu nedenle spor turizminin Türkiye açısından mevcut büyüklüğünden çok, sunduğu ölçeklenme ve değer artışı potansiyeli ile öne çıkan bir alan olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.
"Yüksek profilli organizasyonlar Türkiye’nin spor etkinliklerini düzenleme kapasitesini pekiştiriyor"
Türkiye'de spor turizmi homojen bir yapıdan ziyade farklı değer dinamiklerine sahip segmentlerden oluşuyor. Bu segmentler yarattıkları ekonomik değer, talep sürekliliği ve sezon etkisi bakımından ayrışıyor.
Özellikle kış döneminde Avrupa takımlarının Antalya'ya yönelmesi, bu segmentin turizm talebini dengeleyici rolünü güçlendirirken bunun yanında İstanbul'un 2027 Avrupa Oyunları'na ev sahipliği yapacak olması, 2036 Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları adaylığı ve UEFA EURO 2032 organizasyonunu İtalya ile birlikte düzenleyecek olması, Türkiye'nin uluslararası spor organizasyonlarındaki konumunu daha da güçlendirme potansiyeli taşıyor.
Ayrıca EuroLeague Final Four ve UEFA finalleri gibi yüksek profilli organizasyonlar da Türkiye'nin büyük ölçekli spor etkinliklerini düzenleme kapasitesini pekiştirirken yüksek harcama profiline sahip ziyaretçi akışı üzerinden spor turizmine önemli ekonomik katkı yaratabilecek fırsatlar sunuyor.
"Golf turizmi gelişen yeni fırsat alanı olarak öne çıkıyor"
Türkiye'de spor turizminin yüksek değer yaratan segmentlerinden biri olarak golf öne çıkıyor. Antalya-Belek hattı, sahip olduğu yoğun tesis kapasitesi, uluslararası standartlardaki sahaları ve otel entegrasyonu ile Avrupa'nın önde gelen golf destinasyonlarından biri haline geldi.
Özellikle Dalaman bölgesinde planlanan golf turizmi yatırımları, Türkiye'nin golf turizmini tek bir destinasyona bağlı olmaktan çıkararak farklı bölgelerde 12 aya yayılan bir yapı kurma yönünde ilerlediğine işaret ederken bu gelişim, golf turizminin Türkiye açısından yalnızca güçlü bir niş segment değil aynı zamanda ölçeklenebilir ve yaygınlaştırılabilir bir turizm modeli olduğunu ortaya koyuyor.
Par5 Escapes Kurucu Ortağı ve Üst Yöneticisi (CEO) Abdullah Hazar, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede dünya genelinde golf turizmi pazarının büyüklüğü ve büyüme eğilimine dair, "Araştırmaların kapsamına göre rakamlar değişse de 2025 için yaklaşık 27 milyar dolarlık bir pazardan söz ediliyor. Önümüzdeki döneme ilişkin yıllık yüzde 9-11 büyüme öngörüleri, golf turizminin güçlü potansiyelini gösteriyor." dedi.
Hazar, golf turizminde öne çıkan ülkeler ve bunların başarılarının temel unsurlarına ilişkin ise "İspanya, Portekiz, İskoçya, İrlanda ve ABD gibi köklü destinasyonlar, Türkiye, Fas, Tayland ve BAE de güçlü seçenekler sunuyor. Başarının temelinde saha çeşitliliği, ulaşım kolaylığı, hizmet kalitesi ve tutarlı tanıtım var." ifadelerini kullandı.
Golf turistinin seyahatini belirli bir ilgi alanı etrafında planladığını ve kaliteli deneyime bütçe ayırdığını anlatan Hazar, arkadaş grupları veya kulüplerle seyahat etmesi ve memnun kaldığı destinasyona tekrar gelmesinin de önemli özellikleri arasında olduğunu söyledi.
Hazar, Avrupa pazarında Türkiye'nin konumu ve rakiplerine ilişkin şunları söyledi:
"Türkiye, özellikle Belek sayesinde Avrupa'ya yönelik golf tatillerinde güçlü bir konuma sahip. Başlıca rakiplerimiz İspanya ve Portekiz. Kış güneşi arayan golfçüler açısından Fas ve Orta Doğu'daki belirsizliğe rağmen BAE de rekabet ettiğimiz destinasyonlar."
Türkiye'nin bu alanda en güçlü yönlerine değinen Hazar, "Kaliteli otelleri, uluslararası standartlardaki sahaları ve güçlü hizmet anlayışını aynı pakette sunabiliyoruz. Özellikle Belek'te otel ve sahaların birbirine yakınlığı, tatili golfçü açısından çok kolaylaştırıyor. Belek'i, golf ile resort tatilini birleştiren dünyanın en güçlü örneklerinden biri olarak görüyorum. Kısa mesafelerde farklı sahalarda oynama imkanı ve yüksek konaklama standardı önemli bir rekabet avantajı sağlıyor." dedi.
Hazar, Türkiye'ye gelen golf turistlerinin geldiği ülkelerin başında Birleşik Krallık'ın geldiğini Almanya, İrlanda, İskandinav ülkeleri, Avusturya ve İsviçre'nin de önemli kaynak pazarlar arasında olduğunu söyledi.
"Golf, yüksek kişi başı harcaması ve kış aylarında yarattığı talep sayesinde spor turizminin önemli gelir alanlarından biri." ifadesini kullanan Hazar, Türkiye'de golf turizminin ekonomik büyüklüğü için ise "Sektörde paylaşılan tahminler yıllık yaklaşık 200-250 milyon avroluk bir büyüklüğe işaret ediyor. Bunu kesinleşmiş bir istatistikten ziyade, kapsama göre değişebilen sektörel bir tahmin olarak değerlendirmek gerekir." ifadelerini kullandı.
Hazar, Belek dışında golf turizmi açısından potansiyel taşıyan yerlere ilişkin ise "Dalaman başta olmak üzere Bodrum, İzmir çevresi ve Mersin'in değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ancak yatırımların su kaynakları, çevresel uygunluk, uçuş bağlantıları ve gerçek talep birlikte incelenerek planlanması önemli." dedi.


