Türkiye'nin Gururu Kadın Sporcular: Genç milli atıcılar

Şimal Yılmaz: "Bir genç kadın olarak başarma hissini yaşamayı çok seviyorum. Bu öyle mükemmel bir his ki mutluluk ve gurur içeren çok yoğun bir duygu" İlayda Nur Çürük: "Atıcılık, bir şeyi başarmak için nedenim oldu. Bu his, itici güçtü benim için" Yasemin Beyza Yılmaz: "Avrupa Şampiyonası'nda derece elde etmek harikaydı. Aslında daha iyisini, birinciliği bekliyorduk ama fazla heyecanlıydık"

04 Temmuz 2021 - 11:35
SİNEM ER - Kadın milli atıcılar Şimal Yılmaz, Yasemin Beyza Yılmaz ve İlayda Nur Çürük, bu branşın "erkek sporu" olduğu fikrinin değişmeye başladığına, ulaşmayı hedefledikleri yeni başarılarla da bu algının tamamen değişeceğine inanıyor.

Hırvatistan'ın Osijek kentinde düzenlenen 2021 Avrupa Tüm Dallar Atıcılık Şampiyonası'nı 10 metre havalı tabanca genç kadınlar takım müsabakasında ikinci sırada tamamlayarak gümüş madalya kazanan milli sporcular, elde ettikleri başarının mutluluğunu yaşıyor.

Kadınların her sporu yapabileceğine inandığını söyleyen 17 yaşındaki Şimal Yılmaz, "6 yıldır bu sporun içindeyim. Üniversiteye hazırlanıyorum ama Gençlik ve Spor Bakanlığı'mızın vakıf üniversitelerinden sağladığı burslar ile kendimi şanslı görüyorum. Uluslararası ilişkiler bölümünde eğitim almak istiyorum. Atıcılık, akademik başarımda da çok önemli bir kapı açmış oluyor. Başarılı bir öğrenciyim, burslu okuyorum. Sporumu yaparken bu olanağın sağlanması çok güzel bir gelişme oldu. Bu sene şampiyonaya hazırlanmak için çok fazla antrenman yapmam gerekiyordu." diye konuştu.

Çocukken silah korkusu olmadığını aktaran milli sporcu, "Ailem beni doğru yönlendirdi. Babamın spor mağazası vardı ve bir müşterisinin daveti üzerine bu branşla tanıştım. İlk başladığım andan itibaren atıcılığı çok sevdim. Düşüncelerimi arkada bırakmamı sağladı. Atış yapmak psikolojik açıdan rahatlatıyordu. İlk senenin sonunda 10 metre havalı tabanca kategorisinde gümüş madalya alarak Türkiye derecesi yaptım. Büyük sürpriz oldu. Babam, başarımdan sonra bana bu sporda uzmanlaşmak isteyip istemediğimi sordu. Ben de çok sevdiğimi ve devam etmek istediğimi söyledim." ifadelerini kullandı.

Atıcılığı seçmesiyle ilgili çevresinden eleştiri aldığını, bu sporun bir kız için uygun olmadığı konusunda baskın bir görüş bulunduğunu dile getiren Şimal Yılmaz, şunları söyledi:

"Milli takıma girdiğimde 14 yaşındaydım. Sonra çok çalıştım ve bu sene de Avrupa Şampiyonası'nda gümüş madalya elde ettik. Salgın sürecinde bizim poligonlarımız da kapandı. Babam evimize poligon yaptı. Ben antrenmanlarıma o şekilde devam ettim. Boş zamanlarımı bu şekilde bedensel ve zihinsel çalışmalarla geçirdim. Çok küçükken atış yaptığım bir fotoğrafımı babam sosyal medyada paylaşmıştı. Akrabalarımızın yorumları ise, 'Neden silahlı bir spor seçtiniz, bir kız neden silah kullanır?' şeklindeydi. Babam da 'Bu sporun cinsiyeti olmaz.' diyerek beni savunmuştu. Sonrasında Avrupa'da başarı kazanınca o kişiler de beni tebrik etti. Sonra bu durum, 'Atıcılık çok güzel bir spor, Şimal de derece alıyor.' algısına döndü. Başarılarımı dereceyle taçlandırınca, çevremin tepkisi daha ılımlı hale geldi. Bir genç kadın olarak başarma hissini yaşamayı çok seviyorum. Bu öyle mükemmel bir his ki mutluluk ve gurur içeren çok yoğun bir duygu. Yarışmadan sonra bir de derece elde edince havalara uçuyorsunuz. Dünya Şampiyonası ve olimpiyatlarda da derece elde etmek istiyorum."


- İlayda Nur: "Atıcılık, bir şeyi başarmak için nedenim oldu"


Atıcılığa 11 yaşında başladığını dile getiren İlayda Nur Çürük , "Küçük yaşta bir şeyler yapmaya başladığınızda, hedefleriniz oluyor." dedi.

İlk Avrupa Şampiyonası ve milli takım deneyiminde gümüş madalya kazandığını kaydeden 16 yaşındaki sporcu, "Bu derece beni daha büyük başarılar elde edeceğime inandırdı." şeklinde konuştu.

Abisiyle hangi spora yatkın olduklarını araştırırken, bir gün atış poligonuna rastladıklarını ve orda eğitmen Himmet Mıhladız'la tanıştıklarını anlatan İlayda Nur Çürük, "Beni bu spora teşvik edip, ailemle görüştü. Atıcılık, bir şeyi başarmak için nedenim oldu. Bu his, itici güçtü benim için. Yarışmalara katıldıkça, başarılar elde ettikçe daha fazlasını istemeye başladım, daha büyük hedefler koydum. En büyük hayalim milli takıma girip, Avrupa Şampiyonası'nda yarışmaktı. Şu an onu gerçekleştirdim. Hocalarıma sonsuz teşekkür ederim." açıklamasını yaptı.

Kadınların da erkekler kadar başarı potansiyeline sahip olduğunu vurgulayan İlayda Nur, "Atıcılıkla ilgili konuşulduğunda, 'Sen kızsın, yapamazsın. Devam etme.' gibi tepkiler de aldım. Kendi ayakların üzerinde durarak bir şeyler başarabildiğini göstermek çok güzel bir duygu. Ülkeni ve kendini temsil edebilmek çok gurur verici. İlerideki hedeflerim olimpiyatlara katılmak ve bu branşta uzmanlaşıp en iyi seviyeye ulaşabilmek. Atıcılık benim hayatımın önemli bir parçası. Emeklerinizin karşılığını aldığınızda, harcadığınız zamana da değiyor." şeklinde görüş belirtti.


- Yasemin Beyza: "Zannedildiği gibi tehlikeli bir spor değil"


Milli sporculardan Yasemin Beyza Yılmaz, annesi ve aynı zamanda milli takım antrenörü olan İlknur Yılmaz'ın yönlendirmesiyle atıcılığa başladığını anlattı.

Babasının polis, annesinin ise atıcılık antrenörü olduğunu söyleyen Yasemin Beyza, "Çok küçük yaştan beri bu sporun içindeyim. Atıcılık zannedildiği gibi tehlikeli bir spor değil. Sporumuzu güvenilir koşullarda yapıyoruz. Atıcılık bana genç bir kadın olarak gurur hissettirmesinin yanında, çok fazla arkadaş da kazandırdı. Salgın sürecinde sıkıntı yaşasak da böyle bir dönemde şampiyonaya katılmak beni mutlu etti. Avrupa Şampiyonası'nda derece elde etmek harikaydı. Aslında daha iyisini, birinciliği bekliyorduk ama fazla heyecanlıydık. Üçümüzün girdiği ilk takım yarışmasıydı. Gelecek şampiyonalarda daha iyi dereceler elde edeceğimize inanıyorum. Beden eğitimi ve spor bölümünde üniversite öğrencisiyim. Sporumda kariyer yapmak istiyorum. Hedefim ise 2024 yılında düzenlenecek olimpiyatlara katılabilmek. Bunun için de çok sıkı ve ara vermeden çalışmak gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.

Milli takım antrenörü İlknur Yılmaz ise kız sporcuların atıcılıkta daha başarılı olduğuna dikkati çekerek, şu görüşlerini aktardı:

"Eski milli sporcuyum. Özellikle kız çocuklarının eğitimine ağırlık veriyorum. Kız çocuklarımız çok yetenekliler. Bu sporun, başlandıktan sonra sürdürülebilir olması için de çalışıyoruz. Çocuklarımız 10 yaşında başlıyor. Eğitimleri ile spor çalışmaları çakışıyor. Bu süreçte sporcularımızdan kayıplarımız oluyor. 'Okul mu, spor mu?' şeklinde bir arada kalma durumu yaşanıyor. Sanılanın aksine, kız çocuklarının bu branş için çok daha fazla yeteneği olduğuna inanıyorum. Kızlar, bu sporu zihinsel ve bedensel açıdan daha iyi başarabiliyorlar. Erkekler tabii ki bedensel açıdan güçlüler ama kız sporcularımız konsantrasyon anlamında daha güçlüler. Mesleğimizi bizi tanımayan kişilere söylediğimizde, bizlere bir kadın olarak hayranlıkla bakıyorlar. Önce 'Okçuluk mu?' diye soruyorlar. İlk akla gelen okçuluk oluyor. Tabanca dediğimizde, güzel geri bildirimler alıyoruz. Daha bilinen bir spor haline geldi atıcılık. 10 yıl öncesine göre çok fark var. Cinsiyet ayırt etmeyen bir branşın içinde olmaya başladık. Bu çok güzel bir şey. Başarılar elde edip, madalyalarla gelince de kadınların bu sporu yapabildiği anlaşıldı."