İstanbul Haberleri — İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ tarafından usta Yönetmen Atıf Yılmaz'ın vefatının 20. yılı dolayısıyla düzenlenen Atıf Yılmaz Anısına programı, Beyoğlu Sineması'nda gerçekleştirildi.Moderatörlüğünü Beykent Üniversitesi Radyo, Televizyon ve sinema Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Vardar'ın üstlendiği programda, Atıf Yılmaz sineması farklı boyutlarıyla ele alındı.Vardar, Atıf Yılmaz'ın Türk sinemasındaki değişimin baş mimarlarından biri olduğunu belirterek, Yılmaz, sinemamızın uluslararası bir seviyeye çıkmasında önemli rol oynayan isimlerin başında gelmektedir ve farklı türde filmlere imza atan yetenekli bir sinemacıdır. En önemli yanlarından biri de onun 12 Eylül döneminde yaptığı çıkıştır. Atıf Yılmaz, bu dönemde yaptığı pek çok filmiyle dönemin hallerini sinemasına yansıtmayı başarmıştır. dedi.- Sinemayı resim gibi düşünen bir yönetmendiOyuncu Nilüfer Aydan, Yılmaz'ın hiç yaşlanmayan bir insan olduğunu dile getirerek, O bir ustaydı ve çok önemli işlere, kıymetli filmlere imza attı. Türk sinemasında Lütfi Akad'ın da özel bir yeri vardır. Onun öncesinde sinemamız tiyatrovari bir formdaydı. Önce Akad, daha sonrasında Halit Refiğ ile sinemamız kendi dilini buldu. Atıf Yılmaz da bu sürecin önemli bir parçası oldu. Genel olarak bu isimlerden önce sinema gerçek anlamda bir sanat olarak görülmezdi. Atıf Yılmaz başta olmak üzere andığım isimlerle sinemamız çok güzel bir boyuta taşınmış oldu. ifadesini kullandı.Ressam ve fotoğraf sanatçısı Kezban Arca Batıbeki, Yılmaz ile annesinin 10 yıl evli kaldığını belirterek şunları söyledi:
Benim çocukluğumda annem ve babam 10 yıl evli kalmışlardı. Bu süreçte her ikisi tarafından da çok desteklendim. O zamanlar evimiz, sanatçılar ve oyuncuların uğrak yeriydi. Bu anlamda çok kıymetli isimlerle birlikte büyüdüm. Hatta annemin benim yaptığım resimleri onlara verdiğini biliyorum. Çocukluğum çok renkli ve güzel geçti. Atıf Yılmaz iyi bir ressamdı ve onun sinemasında bunun önemli bir etkisi olduğunu belirtmem gerekiyor. Sinemayı resim gibi düşünen bir yönetmendi ve sinemaya bir sanatçı edasıyla yaklaşıyordu. Bu onun hayata bakışının da bir sonucuydu.- Çalıştığım yönetmenler içinde kamera açıları ve objektif ayarlarına hakim olan en önemli yönetmendiGörüntü yönetmeni Çetin Tunca, sinemacı olmaya ortaokul yıllarında karar verdiğini dile getirerek, O zamanlar iyi bir yönetmen olan Metin Erksan'ın sanat tarihi okuduğunu öğrenmiştim. Ben de onun gibi yaparak sanat tarihi bölümüne yazıldım. İlk senenin sonunda sinemayla ilgili bir şeyler yapmaya karar verdim ve Atıf Yılmaz'ın kapısını çaldım. O da bana yeni bir filme başlayacaklarını söyleyerek, beni sete çağırdı. Sete gittim ve başta Sadri Alışık olmak üzere çok önemli isimleri orada görme fırsatım oldu. O anda çok önemli bir iş yaptığımı fark etmiş oldum. Atıf abinin benim sinema hayatımda bu anlamda çok önemli bir yeri vardır. diye konuştu.Sinemaya reji asistanı olarak başladığını söyleyen Tunca, şunları kaydetti:Zamanla yönetmenlikten çok kameramanlığa ilgim olduğunu fark ettim. Atıf Yılmaz'ın set asistanı olarak göreve başlamıştım ama daha sonra kameramanlığa geçtim. Önemli filmlerde yer aldım ve burada ustalaşmış oldum. Bana önce 'abi', sonra 'usta' demeye başladılar. Yılmaz'ın bütün süreçte üzerimde önemli bir etkisi ve katkısı olmuştu. O, gerçekten usta bir yönetmendi. Çalıştığım yönetmenler içinde kamera açıları ve objektif ayarlarına hakim olan en önemli yönetmendi. Atıf Yılmaz, çalışması hem en kolay hem de en zor isimdi.- Onunla 32 yıl çok güzel bir evliliğimiz olduOyuncu Deniz Türkali, Yılmaz'ın edebiyatçılarla ilk çalışan isimlerin başında geldiğine işaret ederek, Atıf Yılmaz, bana bile senaryo yazdırabilmiş bir isimdir. Onu, 16 yaşından beri tanıyordum. 'Minik Serçe' filminin senaryosunu yazdım. Atıf'ın bu sürece baya bir katkısı olmuştu. Ama elbette ben bir senarist değil, oyuncuydum. Oyunculuk sürecim İngiltere'de başladı. Türkiye'ye döndüğümde oyunculuktan uzak durdum. Daha sonra Atıf Yılmaz, 'İbo ile Güllüşah'ı çekerken bana bir rol önerdi ve 'oynar mısın?' diye sordu. Ben de kabul ettim ve bu oynadığım ilk filmdi. dedi.Türkali, şunları ifade etti:Doğrusu başlangıçta sinemayla tam olarak bir ilişki kuramadım. Bunun nedeni ise babamın beni koruma hissiydi. Babam Vedat Türkali bana sinemaya dair hep kötü hikayelerini anlattı. Bu da beni oldukça etkilemişti. Bundan dolayı ben de sinemadan uzak durdum. Oyunculuğuma tiyatroyla başladım ve daha sonra sinemaya geçtim. Sonra Atıf Yılmaz ile evlendim. O dönemde yönetmen eşlerinin sinemayla ilişkileri pek sağlıklı değildi. İkimiz de sette çok tedirgindik fakat onunla 32 yıl çok güzel bir evliliğimiz oldu. Sinema hayatımız değil ama özel hayatımız çok güzeldi.Yoğun ilginin olduğu program, soru cevap bölümünün ardından sona erdi.
Benim çocukluğumda annem ve babam 10 yıl evli kalmışlardı. Bu süreçte her ikisi tarafından da çok desteklendim. O zamanlar evimiz, sanatçılar ve oyuncuların uğrak yeriydi. Bu anlamda çok kıymetli isimlerle birlikte büyüdüm. Hatta annemin benim yaptığım resimleri onlara verdiğini biliyorum. Çocukluğum çok renkli ve güzel geçti. Atıf Yılmaz iyi bir ressamdı ve onun sinemasında bunun önemli bir etkisi olduğunu belirtmem gerekiyor. Sinemayı resim gibi düşünen bir yönetmendi ve sinemaya bir sanatçı edasıyla yaklaşıyordu. Bu onun hayata bakışının da bir sonucuydu.- Çalıştığım yönetmenler içinde kamera açıları ve objektif ayarlarına hakim olan en önemli yönetmendiGörüntü yönetmeni Çetin Tunca, sinemacı olmaya ortaokul yıllarında karar verdiğini dile getirerek, O zamanlar iyi bir yönetmen olan Metin Erksan'ın sanat tarihi okuduğunu öğrenmiştim. Ben de onun gibi yaparak sanat tarihi bölümüne yazıldım. İlk senenin sonunda sinemayla ilgili bir şeyler yapmaya karar verdim ve Atıf Yılmaz'ın kapısını çaldım. O da bana yeni bir filme başlayacaklarını söyleyerek, beni sete çağırdı. Sete gittim ve başta Sadri Alışık olmak üzere çok önemli isimleri orada görme fırsatım oldu. O anda çok önemli bir iş yaptığımı fark etmiş oldum. Atıf abinin benim sinema hayatımda bu anlamda çok önemli bir yeri vardır. diye konuştu.Sinemaya reji asistanı olarak başladığını söyleyen Tunca, şunları kaydetti:Zamanla yönetmenlikten çok kameramanlığa ilgim olduğunu fark ettim. Atıf Yılmaz'ın set asistanı olarak göreve başlamıştım ama daha sonra kameramanlığa geçtim. Önemli filmlerde yer aldım ve burada ustalaşmış oldum. Bana önce 'abi', sonra 'usta' demeye başladılar. Yılmaz'ın bütün süreçte üzerimde önemli bir etkisi ve katkısı olmuştu. O, gerçekten usta bir yönetmendi. Çalıştığım yönetmenler içinde kamera açıları ve objektif ayarlarına hakim olan en önemli yönetmendi. Atıf Yılmaz, çalışması hem en kolay hem de en zor isimdi.- Onunla 32 yıl çok güzel bir evliliğimiz olduOyuncu Deniz Türkali, Yılmaz'ın edebiyatçılarla ilk çalışan isimlerin başında geldiğine işaret ederek, Atıf Yılmaz, bana bile senaryo yazdırabilmiş bir isimdir. Onu, 16 yaşından beri tanıyordum. 'Minik Serçe' filminin senaryosunu yazdım. Atıf'ın bu sürece baya bir katkısı olmuştu. Ama elbette ben bir senarist değil, oyuncuydum. Oyunculuk sürecim İngiltere'de başladı. Türkiye'ye döndüğümde oyunculuktan uzak durdum. Daha sonra Atıf Yılmaz, 'İbo ile Güllüşah'ı çekerken bana bir rol önerdi ve 'oynar mısın?' diye sordu. Ben de kabul ettim ve bu oynadığım ilk filmdi. dedi.Türkali, şunları ifade etti:Doğrusu başlangıçta sinemayla tam olarak bir ilişki kuramadım. Bunun nedeni ise babamın beni koruma hissiydi. Babam Vedat Türkali bana sinemaya dair hep kötü hikayelerini anlattı. Bu da beni oldukça etkilemişti. Bundan dolayı ben de sinemadan uzak durdum. Oyunculuğuma tiyatroyla başladım ve daha sonra sinemaya geçtim. Sonra Atıf Yılmaz ile evlendim. O dönemde yönetmen eşlerinin sinemayla ilişkileri pek sağlıklı değildi. İkimiz de sette çok tedirgindik fakat onunla 32 yıl çok güzel bir evliliğimiz oldu. Sinema hayatımız değil ama özel hayatımız çok güzeldi.Yoğun ilginin olduğu program, soru cevap bölümünün ardından sona erdi.

