İstanbul Haberleri : MUHAMMED RACEVİ - Yemen'in batı kıyısında son günlerde şiddetlenen çatışmalar ve İran destekli Husilerin babulmendeb Boğazı'na yakın bölgelere ilerlemesi, stratejik bölgedeki mücadelenin geleceğine ilişkin 3 olası senaryoyu gündeme taşıdı.Senaryolar, Yemen hükümet güçlerinin karşı saldırıyla Husileri bazı bölgelerden çekilmeye zorlaması, Babulmendeb'deki çatışmaların bölgesel ve uluslararası müdahaleye yol açması ya da Husilerin uluslararası deniz taşımacılığını doğrudan hedef almadan batı kıyısındaki kazanımlarını pekiştirmesi şeklinde sıralanıyor.Yemen'in batı kıyısında son günlerde sahadaki dengeler hızla değişirken, Husilerin Kızıldeniz ile Aden Körfezi'ni birbirine bağlayan stratejik Babulmendeb Boğazı çevresindeki ilerleyişi, bölgedeki mücadelenin geleceğini yeniden gündeme taşıdı.Eylül 2026'nın başından itibaren Husiler, Taiz ve Hudeyde vilayetlerinde, özellikle Hays, Huha, Vaziye ve Kedha eksenlerinde kara saldırılarının yanı sıra füze ve İHA saldırılarını yoğunlaştırdı. Askeri kaynaklara göre bu saldırılar, hükümet güçlerinin bazı bölgelerden çekilmesine veya yeniden konuşlanmasına yol açtı.Husiler, yaklaşık bir hafta süren çatışmaların ardından 11 Eylül'de Babulmendeb üzerindeki kontrolünü tamamladı. Grup, batı kıyısında aralarında Muha kenti ve limanının yanı sıra stratejik adaların da bulunduğu bazı bölgeleri ele geçirerek son yılların en geniş kapsamlı askeri tırmanışlarından birini gerçekleştirdi.Yemen hükümet güçleri ise Husilerin ele geçirdiği bölgelerdeki mevzi, toplanma noktaları ve araçları hava saldırılarıyla hedef aldığını ve Husilere kayıplar verdirdiğini açıkladı. Çatışmalar nedeniyle batı kıyısındaki bazı bölgelerde sivillerin yerinden edildiği belirtildi.Hükümet güçleri, kaybettiği bölgeleri geri almak ve Babulmendeb üzerindeki kontrolünü yeniden sağlamak amacıyla hava saldırılarını sürdürürken birliklerini de yeniden düzenliyor.
Anlaşma, Hudeyde'de ateşkes sağlanmasını, hükümet güçleri ile Husilerin Hudeyde kenti ve Hudeyde, Salif ile Ras İsa limanlarında yeniden konuşlanmasını, Taiz'e insani erişimin kolaylaştırılmasını ve esirlerle tutukluların karşılıklı serbest bırakılmasını öngörüyordu. Ancak anlaşmanın uygulanması, tarafların karşılıklı suçlamaları nedeniyle özellikle Hudeyde'deki yeniden konuşlanma ve Taiz'deki yolların açılması başlıklarında sekteye uğradı.
Husiler bazı bölgelerden çekilebilir
İlk senaryoya göre Yemen hükümet güçlerinin saldırılarını artırması, Husileri son dönemde ele geçirdikleri bazı bölgelerden çekilmeye ve yeniden konuşlanmaya zorlayabilir. Sana Stratejik Araştırmalar Merkezi araştırmacısı Dr. Adil Duşeyla, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Husilerin birden fazla cephede devam eden hükümet baskısı karşısında elde ettikleri kazanımları uzun süre korumakta zorlanabileceğini belirtti.Duşeyla, Marib, El-Cevf, Beyda ve Taiz gibi bölgelerde yeni cephelerin açılmasının, Husilerin ilerleyişini yavaşlatabileceğini veya bazı birliklerini yeniden konuşlandırmalarına yol açabileceğini ifade etti.Yemenli askeri ve stratejik uzman Tuğgeneral Muhammed el-Kumeym de hükümet güçlerinin kaybedilen bölgeleri geri almak için karşı saldırılar düzenlemesini beklediğini aktardı.Kumeym, tırmanışın sürdüğünü, hükümet güçlerinin karşı saldırılarının devam edeceğini ve gelecek günlerde Muha ve ötesindeki bölgeleri geri almak için belirleyici bir çatışmanın yaşanabileceğini belirtti.Gecikmenin daha ağır sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulunan Kumeym, 2018'de imzalanan Stockholm Anlaşması'na atıfta bulunarak, Stockholm Anlaşması dünyaya ağır bir bedel ödetti. Eğer bundan ders çıkarılmazsa daha büyük bir bedel ödenir. ifadelerini kullandı.Stockholm Anlaşması, Yemen hükümeti ile Husiler arasında Aralık 2018'de İsveç'te Birleşmiş Milletler himayesinde imzalandı.Anlaşma, Hudeyde'de ateşkes sağlanmasını, hükümet güçleri ile Husilerin Hudeyde kenti ve Hudeyde, Salif ile Ras İsa limanlarında yeniden konuşlanmasını, Taiz'e insani erişimin kolaylaştırılmasını ve esirlerle tutukluların karşılıklı serbest bırakılmasını öngörüyordu. Ancak anlaşmanın uygulanması, tarafların karşılıklı suçlamaları nedeniyle özellikle Hudeyde'deki yeniden konuşlanma ve Taiz'deki yolların açılması başlıklarında sekteye uğradı.




