İstanbul Haberleri : Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bütçede sosyal konutla ilgili ödeneklerin yüzde 150 artırıldığını belirtti.
Yılmaz, Şişli'de bir otelde düzenlenen TİSK 4. Birlikte Daha Güçlü Bir Gelecek Zirvesinde yaptığı konuşmada, dünyanın farklı bir dönemden geçtiğini söyledi.Bunun iyi analiz edilmemesi, dünyadaki mevcut durumun ve gidişatın doğru bir şekilde okunamaması halinde ülkeyi ve sektörleri doğru şekilde konumlandıramayacaklarını belirten Yılmaz, bu çerçevede, içinden geçilen dönemde risklerin yükseldiğini, belirsizliklerin arttığını gördüklerini ifade etti.Yılmaz, Türkiye ekonomisinin küresel ekonomide, bölgede yaşanan gerilimlerin, savaşın ve jeopolitik gerilimlerin etkisi altında yoluna devam ettiğine dikkati çekerek, Enerji ve emtia fiyatlarındaki yükseliş ile ticaret ortaklarımızdaki yavaşlama ekonomimizi etkilerken enerji ithalatımızın bu sene 63 milyar dolardan 71 milyar dolara çıkacağını tahmin ediyoruz. 8-9 milyar dolar faturamızda maalesef bir artış gözüküyor. Dış ticaret açığımıza baktığımızda 96 milyar dolardan 105 milyar dolara yükselmiş durumda, tahmini olarak bu yıla ilişkin. diye konuştu.Bu zorlu koşullara rağmen ekonominin büyümeye, istihdam oluşturmaya ve dış pazarlardaki konumunu güçlendirmeye devam ettiğini vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:2026 yılında ekonomimizin, son Orta Vadeli Program'daki (OVP) rakamları paylaşıyorum, bu sene için yüzde 3,3 büyümesini öngörüyoruz. İlk yarıda yüzde 2,5 civarında bir büyüme gerçekleşmişti. İkinci 6 ayda, özellikle üçüncü çeyrekte biraz daha ivmelenme bekliyoruz. Üçüncü çeyreğin ağırlığı da daha fazladır, ekonomide, turizmiyle, tarımıyla vesaire. Dolayısıyla üçüncü çeyrekteki olumlu gelişme yıl ortalamamızı da daha iyi bir noktaya taşıyacak diye bekliyoruz. Büyümemizi yüzde 3,3 tahmin ediyoruz. Dünyanın, bölgemizin şartlarıyla baktığımızda son derece önemli bir performans. Tarihi ortalamalarımızın altında olabilir ama bugünkü şartlarda oldukça iyi bir noktada olduğumuzu söyleyebilirim.Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, yıl sonu itibarıyla milli gelirin ilk defa bu sene 1,8 trilyon doları aşmasını beklediklerini, bunda büyümenin yanı sıra Türk lirasının değer kazanmasının da belli bir etkisi olduğunu belirtti.Yıllıklandırılmış ihracatın 280 milyar dolara ulaşmış durumda olduğunun altını çizen Yılmaz, Yine sevindirici olan bir husus, ihracatın niteliğinde de artış var. Sadece niceliğinde değil. Artık kilogram başına daha fazla ihracat yapan bir ülke haline geliyoruz. Bu çok kıymetli. Katma değeri, teknolojik içeriği daha yüksek bir ihracat yapıyoruz. Rakamsal olarak söyleyecek olursam son 3 yıla baktığımızda orta-yüksek teknolojilerin ihracat içindeki payının yüzde 40'tan yüzde 44,1'e yükseldiğini görüyoruz. 4 puanlık artış, az bir artış değil. Bu yönde de devam edeceğiz. değerlendirmesini yaptı.Yılmaz, mal ihracatının 280 milyar dolar olduğunu aktararak, Buna hizmetleri de dahil ettiğimizde ilk defa bu sene 400 milyar doları aşan bir mal ve hizmet ihracatı görecek Türkiye. Çok kıymetli bir şey bu gerçekten. Buna baktığımızda, önümüzdeki dönemde Türkiye'nin hizmetler sektörünü de en az mal sektörü kadar değerlendirmesi gerektiğini vurgulamak isterim. Turizm, lojistik, finans başta olmak üzere. diye konuştu.
Yılmaz, Şişli'de bir otelde düzenlenen TİSK 4. Birlikte Daha Güçlü Bir Gelecek Zirvesinde yaptığı konuşmada, dünyanın farklı bir dönemden geçtiğini söyledi.Bunun iyi analiz edilmemesi, dünyadaki mevcut durumun ve gidişatın doğru bir şekilde okunamaması halinde ülkeyi ve sektörleri doğru şekilde konumlandıramayacaklarını belirten Yılmaz, bu çerçevede, içinden geçilen dönemde risklerin yükseldiğini, belirsizliklerin arttığını gördüklerini ifade etti.Yılmaz, Türkiye ekonomisinin küresel ekonomide, bölgede yaşanan gerilimlerin, savaşın ve jeopolitik gerilimlerin etkisi altında yoluna devam ettiğine dikkati çekerek, Enerji ve emtia fiyatlarındaki yükseliş ile ticaret ortaklarımızdaki yavaşlama ekonomimizi etkilerken enerji ithalatımızın bu sene 63 milyar dolardan 71 milyar dolara çıkacağını tahmin ediyoruz. 8-9 milyar dolar faturamızda maalesef bir artış gözüküyor. Dış ticaret açığımıza baktığımızda 96 milyar dolardan 105 milyar dolara yükselmiş durumda, tahmini olarak bu yıla ilişkin. diye konuştu.Bu zorlu koşullara rağmen ekonominin büyümeye, istihdam oluşturmaya ve dış pazarlardaki konumunu güçlendirmeye devam ettiğini vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:2026 yılında ekonomimizin, son Orta Vadeli Program'daki (OVP) rakamları paylaşıyorum, bu sene için yüzde 3,3 büyümesini öngörüyoruz. İlk yarıda yüzde 2,5 civarında bir büyüme gerçekleşmişti. İkinci 6 ayda, özellikle üçüncü çeyrekte biraz daha ivmelenme bekliyoruz. Üçüncü çeyreğin ağırlığı da daha fazladır, ekonomide, turizmiyle, tarımıyla vesaire. Dolayısıyla üçüncü çeyrekteki olumlu gelişme yıl ortalamamızı da daha iyi bir noktaya taşıyacak diye bekliyoruz. Büyümemizi yüzde 3,3 tahmin ediyoruz. Dünyanın, bölgemizin şartlarıyla baktığımızda son derece önemli bir performans. Tarihi ortalamalarımızın altında olabilir ama bugünkü şartlarda oldukça iyi bir noktada olduğumuzu söyleyebilirim.Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, yıl sonu itibarıyla milli gelirin ilk defa bu sene 1,8 trilyon doları aşmasını beklediklerini, bunda büyümenin yanı sıra Türk lirasının değer kazanmasının da belli bir etkisi olduğunu belirtti.Yıllıklandırılmış ihracatın 280 milyar dolara ulaşmış durumda olduğunun altını çizen Yılmaz, Yine sevindirici olan bir husus, ihracatın niteliğinde de artış var. Sadece niceliğinde değil. Artık kilogram başına daha fazla ihracat yapan bir ülke haline geliyoruz. Bu çok kıymetli. Katma değeri, teknolojik içeriği daha yüksek bir ihracat yapıyoruz. Rakamsal olarak söyleyecek olursam son 3 yıla baktığımızda orta-yüksek teknolojilerin ihracat içindeki payının yüzde 40'tan yüzde 44,1'e yükseldiğini görüyoruz. 4 puanlık artış, az bir artış değil. Bu yönde de devam edeceğiz. değerlendirmesini yaptı.Yılmaz, mal ihracatının 280 milyar dolar olduğunu aktararak, Buna hizmetleri de dahil ettiğimizde ilk defa bu sene 400 milyar doları aşan bir mal ve hizmet ihracatı görecek Türkiye. Çok kıymetli bir şey bu gerçekten. Buna baktığımızda, önümüzdeki dönemde Türkiye'nin hizmetler sektörünü de en az mal sektörü kadar değerlendirmesi gerektiğini vurgulamak isterim. Turizm, lojistik, finans başta olmak üzere. diye konuştu.


