Türkiye uzun süredir çok katmanlı bir ekonomik krizle boğuşuyor. Bu kriz yalnızca mutfakları değil, demokratik alanı; yalnızca alım gücünü değil, kamuoyunun bilgiye erişim hakkını da daraltıyor. Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar’ın, Kayseri gibi medya çeşitliliği yüksek bir şehirde yaptığı son “medya buluşması”, bu daralmanın çarpıcı bir yansıması niteliğinde.
En Büyük İstek "Kontrollü Medya"
Kayseri’de 80 internet sitesi, 5–6 basılı gazete, 16 radyo istasyonu ve 10 civarında televizyon kanalı varken, buluşmaya yalnızca 8 gazetecinin çağrılması tesadüf değil. Bu tür seçici ve kapalı toplantılar, ekonomik krizle zayıflayan medya ortamının nasıl daha kontrollü bir yapıya itildiğini gösteriyor.
Ekonomik Kriz Medyayı Dizginliyor, Siyasetçi Alanı Daraltıyor
Türkiye’de basının özellikle yerel ayağı, ekonomik çöküşün en kırılgan halkası hâline geldi. Gelir kaynakları azalan, reklam pastası eriyen, enerjiden ekipmana kadar her kalemde maliyeti artan yerel medya artık ayakta kalmak için siyaset–bürokrasi eksenine daha fazla bağımlı hâle gelmiş durumda. Bu bağımlılık, basının “güç karşısında mesafe” ilkesini fiilen ortadan kaldırıyor.
Bu şartlar altında siyasetçi, kimin davet edileceğine tek başına karar verebilecek kadar güçlü ve rahat bir pozisyona yerleşiyor. Medya ise ekonomik çaresizlik yüzünden buna itiraz edecek imkânı bulamıyor. Kayseri’deki tablo tam olarak budur: geniş bir medya havuzu, daraltılmış bir buluşmayla yok sayılıyor.
Siyasetin ‘Risk Yönetimi’: Eleştirel Soru İhtimali Sıfırlanıyor
Ekonomik kriz, toplumda hoşnutsuzluğu artırdıkça siyasetçilerin iletişim stratejileri de sert şekilde değişiyor. Eleştirel sorulara tahammülün azaldığı, hesap verme kültürünün geri çekildiği bir dönemde, siyaset kontrollü sahnelerde görünmeyi tercih ediyor.
Akar’ın yalnızca 8 gazeteciyi davet etmesi, “iletişim etkinliği” değil, bir risk yönetimi hamlesi. Bu hamle üç sonuç doğurur:
Soru çeşitliliği sıfırlanır.
Eleştirel gazetecilerin dışarıda bırakılmasıyla toplantı steril hâle gelir.
Kamuoyuna filtrelenmiş bir içerik sunulur.
Böylece siyasetçi kendisini güvende hisseder; medya ise varlık göstermek için bu kontrollü ilişkiye boyun eğer.
Kamuoyunun Haber Alma Hakkı Sistematik Olarak Daraltılıyor
Yerel medya daralırken, siyasetçinin iletişim alanı da daraltılıyor. Sonuçta ortaya çıkan tablo, demokratik değerlerle uyuşmayan bir yapı:
Eleştirel soruların yerini teşekkür cümleleri alıyor.
Medya buluşmaları bilgilendirme toplantısından çok “görüş verme törenine” dönüşüyor.
Kamuoyuna aktarılan bilgi çeşitliliği azalıyor.
Yerel gazeteciler, temsil edilmeyen bir topluluktan ibaret hâle geliyor.
Kayseri’deki 8 kişilik toplantı, sadece bir organizasyon değil; gerçeklerin daraltıldığı, soruların seçildiği, kamuoyunun edilgenleştirildiği bir siyasi iletişim modelinin tezahürüdür.
Bu Sadece Kayseri Meselesi Değil; Tüm Türkiye’nin Gerçeği
Türkiye’de ekonomik kriz, medyayı zayıflatıyor; zayıf medya, güçlü siyasetçilerin kontrolüne daha açık hâle geliyor; siyasi kontrol arttıkça bilgi akışı daralıyor. Bu döngü, basının mesleki bağımsızlığını yok eden, demokrasiyi daraltan bir mekanizmaya dönüşmüş durumda.
Kayseri örneği, bu ülkenin medya–siyaset ilişkisinde yaşadığı büyük kırılmanın yerel bir fotoğrafıdır:
Geniş medya var, ama onu temsil eden yok. Soru var, ama soranı yok. Kamuoyu var, ama muhatap bulamıyor.
Ekonomik Kriz Yalnızca Cebimizi Değil, Haberalma Hakkımızı Da Daraltıyor
Türkiye’de ekonomik kriz, siyasetçiyle medya arasındaki güç dengesini tamamen bozmuş durumda. Yerel basının ekonomik bağımsızlığı çöktükçe, siyasal temsiliyet de çöküyor. Hulusi Akar’ın Kayseri’deki buluşması bu çöküşün somut, hatta sembolik bir örneği.
Kısacası, Ekonomik kriz genişliyor, medya daralıyor; medya daraldıkça demokratik alan nefes alamaz hâle geliyor.
Belki sonraki makalede sorulmayan soruları ben sorarım.
Vesselam,

