Neden Uzun Aralar Verildi?
Bu yazıların aralıklı gelmesi bir geri duruş değil, zorunlu bir sonuç.
4 farklı medya kurumunda ki bunlardan bir tanesi ulusal düzeyde iş çıkarıyor, genel yayın yönetmenliği yürütmek; haber akışından teknik altyapıya, yeni projelerden editoryal denetime kadar ciddi bir iş yükü demek.
Ancak bu yoğunluk, soruların unutulduğu anlamına gelmiyor. Aksine, zaman geçtikçe bazı sorular daha da görünür hale geliyor. Ve artık ertelenen soruları sormanın zamanı.
Hulusi Akar’a Sorulmayanlar
Hulusi Akar, güvenlik ve devlet aklı vurgusuyla öne çıkan bir isim. Ancak bazı başlıklarda kamuoyunun tatmin edici cevaplar aldığını söylemek zor.
“Terörsüz Türkiye” söyleminin yeniden yükseldiği bir dönemde, Doğu ve Güneydoğu’daki bazı siyasi figürlerin Barzani ailesine yönelik övgüleri, Barzani’nin resmi olmayan ziyaretlerde silahlı korumalarla Türkiye’de bulunması gerçekten hiç rahatsız edici değil mi?
Bu tablo, yıllarca anlatılan güvenlik hassasiyetiyle çelişmiyor mu?
Diğer yandan Ekrem İmamoğlu’nun diploması tartışma konusu edilirken, Hulusi Akar’ın kızının ABD’den Türkiye’ye yatay geçiş süreci ve bu sürecin “zamanaşımı” gerekçesiyle incelenememesi de kamu vicdanında soru işaretleri yaratıyor.
Burada mesele hukuki tekniklerden çok şu: Aynı hassasiyet herkese eşit mi uygulanıyor?
Bu sorular sorulmadıkça, cevaplar da gelmiyor.
Spor Herkes İçin mi, Bir Kesim İçin mi?
Kayseri Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Spor AŞ tesisleri, adı üstünde halk için kuruldu. Ancak son fiyat artışları bu iddiayı ciddi biçimde zedeliyor.
Spor tesislerindeki ücretler ortalama %200’ün üzerinde, bazı paketlerde ise %233’e varan oranlarda zamlandı. Bu rakamlar, sporu bir sosyal hizmet olmaktan çıkarıp lüks tüketim kalemine dönüştürüyor.
Asgari ücretle geçinen bir ailenin ya da bir gencin bu fiyatlarla spor yapması artık neredeyse imkânsız.
Bugün gelinen noktada bu tesisler “herkes için” değil, ancak belli bir gelir grubunun düzenli faydalanabildiği alanlara dönüşmüş durumda.
Üstelik kamuoyunda uzun süredir konuşulan bir başka konu daha var:
Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin, etkisi ve erişimi sınırlı bazı medya organlarını “okunuyor, izleniyor, dinleniyor” varsayımıyla desteklediği yönündeki yaygın kanaat.
Soru basit: Bu kaynaklar, kendini geliştiremeyen vasat medyayı ayakta tutmak yerine spor tesislerinde vatandaşa indirim olarak yansıtılsa daha doğru olmaz mıydı?
Bu makale bir iddia yazısı değil, bir soru yazısı.
Cevap verilmedikçe büyüyen, ertelendikçe daha görünür olan soruların toplamı.
Sporun pahalılaştığı, soruların sorulmadığı, eleştirinin zayıfladığı yerde; mesele sadece zam ya da isimler değil, yönetim anlayışıdır.
Ve bazı sorular artık ertelenemeyecek kadar ortada duruyor.
Dikkatinizi dağıtmaması için aile belediyeciliği ve boşa giden kaynakları bir sonraki makalede yazacağım.
Vesselam,

